Londra’nın hareketli Queen’s Park bölgesinde yer alan Bar Blondie, sadece bir başka şehir merkezî bar değil, aynı zamanda yaratıcı bir topluluğun uğrak noktası olarak tasarlanmış şık bir mid-century salon. Lonsdale Road üzerindeki bu mekân, son zamanlarda atmosfere sahip restoranlara dönüştürülmüş mews binalarıyla dikkat çekiyor.
Bar Blondie’nin açılışı, rock’n’roll etkilerinden ziyade country ve western müzik unsurları ile sanatsever bir yaklaşımla şekillenmiş. Ödüllü sommelier Elliot Milne (önceden Michelin yıldızlı restoranın şef yardımcısı) ve Avustralyalı restoran sahibi Alexander Busca (Silver Tree Restaurants’ın kurucusu), mimari ve tasarım stüdyosuyla işbirliği yaparak bu büyüleyici iç mekanları yaratmışlar. Ayrıca, sanat dünyasından Lucy Robson ile Audio Gold da projeye katkıda bulunmuş.
Bar Blondie’nin ruhu, Queen’s Park’ın zengin tarihi ve Lonsdale Road’un son dönemdeki yaratıcı dönüşümüyle şekillenmiş. Mekânın mimarisi, country ve western temalarını ön plana çıkarırken, aynı zamanda bir sanatçı atölyesi havası da taşıyor. Elliot Milne, “İç tasarımımızda İtalyan yönetmen Sergio Leone’nin kültürel açıdan önemli spaghetti western filmlerinden ilham aldık. Mekânın adı ise Clint Eastwood’un ‘The Good, the Bad and the Ugly’ filmindeki karakterine gönderme yapıyor,” şeklinde açıklıyor.
Mekânda, ceviz ve abanoz ağacından yapılmış şık bir bar bulunuyor. Rafları, plaklar, mid-century kitaplar, vazolar ve lambalarla dolu. Bar taburelerinin arkaları, Nobilis’in altın rengi deri görünümlü kumaşıyla kaplı. Gastone Rinaldi imzalı vintage krom yemek sandalyeleri ise Craftwood Interiors tarafından yeniden döşenmiş. Duvarlarda ülkenin ham ve doğal karakterini yansıtan desenli kumaşlar kullanılmış.
Mekânın aydınlatması, Macaulay Sinclair’in LightOn ile yaptığı işbirliği sayesinde hem mimari armatürleri hem de sıcak renklerde ışık veren ampulleri bir araya getiriyor. Elliot Milne, “Her western salonunda bir avize olmalıydı, bu yüzden Murano camından bir avize bulduk. Ayrıca vintage baskıların arasında Murano camından duvar lambaları da yerleştirdik,” diyor.
Ses sistemi, Audio Gold’un yardımıyla seçilmiş yeni ve ikinci el plaklardan oluşuyor. Duvarlarda ise sanat eserleri sergileniyor. Lucy Robson’ın özel olarak tasarladığı
As Above, So Below
adlı çalışma dikkat çekiyor. Ayrıca Marylebone’daki At the Movies Posters’dan orijinal spaghetti western posterleri de bulunuyor. Bunlar arasında sınırlı sayıda üretilmiş 1970’lerin Japonya yapımı ‘Dollars Trilogy’ afişi ve Sergio Leone’nin yönettiği ‘For a Few Dollars More’ filminin setinden siyah beyaz fotoğraflar yer alıyor.
Mekânın mutfağı, baş şef Alastair Walling’in güney Fransa mutfağındaki deneyimi ile Alexander Busca’nın İtalyan mirasını bir araya getiriyor. Menüde başlangıç olarak istiridye, Wagyu bresaola ve kirazlı domates salatası gibi lezzetler sunuluyor. Ayrıca ev yapımı pasta çeşitleri de bulunuyor. Başlangıçlar arasında özellikle domateslerin kalitesiyle öne çıkan bir salata dikkat çekiyor.
Pasta çeşitleri, menünün temelini oluşturuyor. Devon kabuğu, acı biber ve limonlu kremalı fazzoletti veya ’nduja ve pecorino ile zenginleştirilmiş paccheri alla vodka seçenekleri sunuluyor. Izgarada ise Provençal esintili monkfish (deniz tayını) yemeği, midye ve samphire ile servis ediliyor. Tatlı olarak kırmızı Mayan çikolatalı mousse, kayısı ve zeytinyağı eşliğinde sunuluyor.
Kokteyl menüsünde klasik lezzetlerin yanı sıra, sommelier tarafından özenle seçilmiş geniş bir şarap listesi de bulunuyor. Şarap listesi, yazarlar, aktörler, mimarlar ve yönetmenlere özel bölümlerden oluşuyor. Her bölüm, farklı üzüm çeşitleri, üretim teknikleri ve kökenleriyle dikkat çekiyor.
Bar Blondie, Londra’nın NW6 6RA adresindeki Lonsdale Road üzerindedir.