Miykonos adasının daha sakin olan doğu tarafında, Kalafatis plajının üzerinde konumlanan yeni bir özel konak olan “Anamesa”, Yunanistan merkezli mimarlık ofisi K-Studio’nun imzasıyla tamamlandı. Adı “arasında” anlamına gelen yapı, gürültü ile huzur, ticaretin coşkusu ile ev içi sakinlik arasındaki geçişli bir alanı yakalamayı hedefleyen tasarımcılar tarafından, adanın en kalabalık ve en hareketli adası sayılan bu bölgede barış ve denge hissi yaratacak şekilde tasarlandı.
Tasarımcılar, ziyaretçilerin akla getirdiği adalı partiler, plaj kenarında içilen negroniler ve mavi Ege Denizi’nin yalnızca deneyiminin üç tanesini tanımladığını belirterek, Anamesa’nın asıl amacının sakinleri için huzur ve denge sunmak olduğunu vurguladı. Konuklar adayı ve onun farklı yüzlerini en iyi şekilde kullanmak istediği için, sosyal mekanlardan spor alanlarına kadar her ruh haline hitap edecek seçeneklerin bulunduğu bölge seçildi.
Gürültü ile Sessizlik Arasındaki Dengenin Tasarımı
K-Studio ekibi, Anamesa’nın yerel toprağı ve yerel zekâyı bir araya getiren bir yaklaşım benimsediğini aktardı. Mimarlara göre yapı, Ege ışığı, meltem rüzgârları ve deniz tuzunun işlediği adanın ruhuyla şekilleniyor; buna karşın Miykonos, gece hayatıyla, çok kültürlü enerjiyle ve küresel ölçekte etkili bir misafirperverlik kültürüyle tanımlanan kozmopolit bir kavşak haline gelmiş durumda. Aynı zamanda Delos’un açık hava arkeolojik peyzajı da çağdaş yaşamı hafıza ve mirasla bağlayan bir köprü görevi görüyor.

Solucan, kutlama; hamlik ile zarafet; hareketsizlik ile hareket; gelenek ile çağdaş varoluş gibi burada devreye giren güçleri birbirine zıt koşullar olarak değil, üst üste binen durumlar olarak tanımlıyoruz. Bu yaklaşımın sonucunda hem samimi hem de net biçimde tanımlı, karakter dolu ama dikkat çeken bir ses çıkarmayan bir konak ortaya çıktı.
K-Studio mimarlık ofisi
Bu gerilim ve denge, iç ile dış arasında kolayca geçiş yapılabilmesini sağlayan yumuşak köşeler, doğal malzemeler, bağlama uyumlu nötr renkler ve mevsimsel değişimler ile farklı hava koşullarına rahatça uyum sağlanmasını mümkün kılan bir akışla birleşti. Yapı, adanın kayalık arazisine yarı gömülerek yerleştirildi; böylece hem Ege’nin uzun ufuklarına bakacak konumlanma imkanı sunuluyor, hem de geniş ama sığındırıcı hissi veren iç mekanlarda ufkun içinde kalmak mümkün oluyor.
Yerel Zanaatla Birleşen Malzeme ve Mekan Dili
K-Studio ekibi, peyzajı mimarinin uzantısı olarak değil, onun devamı olarak tanımladı. Taş aynalama duvarları, yerel bitki örtüsü ve özenle tasarlanmış açık hava alanları arasında bir meyve bahçeli yemek yeme köşesi olan “Citrus House” ile dairesel biçimde dizilmiş bir ekin öğütme zemininden ateşli oturma alanı bulunuyor. Bu unsurlar, inşa edilen yapı ile arazi arasındaki ayrımı yavaşça silikleştiriyor.
K-Studio mimarlık ofisi
Ekipler, görünen vizyonlarını gerçekleştirmek için yerel Ege zanaatkârlarıyla çalıştı. Taş, sönmüş kireç ve ahşaptan oluşan malzeme paleti, zamanda test edilmiş becerileri bir araya getirerek uygun ve yükseltilmiş hissi veren bir kompozisyonu oluşturdu. Geleneksel teknikler modern teknolojiyle yeniden yorumlanıp güçlendirilirken; özel siparişli mobilyalar, aydınlatma ve özenle dizilmiş mekansal sıralar bu Miykonos konaklarını gerçekten de benzersiz, kişiye özel bir deneyim haline getiriyor.
OKUR YORUMLARI (1)