Sofonisba Anguissola, Rönesans döneminin öne çıkan isimlerinden biriydi. İtalyan ressam, yaklaşık bir asır yaşamış ve bu süre zarfında Michelangelo’dan mentorluk almış, genç Anthony van Dyck tarafından resmedilmiş ve İspanyol sarayının saygı duyulan bir üyesi olarak uluslararası ün kazanmıştır. Sofonisba, geleneksel resim anlayışından uzaklaşarak daha canlı ve samimi portreler yaratmış ve Giorgio Vasari’nin “Lives of the Artists” adlı eserinde yeteneği “bir mucize” olarak nitelendirilmiştir. Ancak, Sofonisba’nın başarısının gölgesinde kalan dört başka Anguissola kardeş de 16. yüzyıl İtalya‘sının baskın erkek egemen sanat dünyasında kendi yollarını çizmişlerdir. Bu uzun zamandır unutulmuş kadınların eserleri, bu sonbaharda Oslo Ulusal Müzesi’nde açılan “Kadın Ressam” sergisiyle yeniden gün ışığına çıkarılıyor. Serginin bir versiyonu daha sonra Roma’daki Galleria Borghese’ye taşınacak.
Cremona şehrinde 1532 ile 1555 arasında doğan her bir kardeşin hikayesi farklıdır. Elena, en büyük kız kardeşi, rahibe olmuştur. Lucia, Vasari tarafından Sofonisba’nın eserleriyle yarışabilecek kadar yetenekli olarak tanımlanan ve genç yaşta hayatını kaybeden bir diğer kardeştir. Daha küçük kız kardeşler Europa ve Anna Maria evlenirken, Minerva ise sanatı bırakarak klasik eğitim almıştır. Bu farklı yaşam yolları ve bazı durumlarda karşılaşılan engeller, birçok kadının sanatçı olma yolundaki zorluklarını gözler önüne sermektedir. Sofonisba’nın başarısı ise, kendi kendini tanıtma konusundaki yeteneğinin bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

Anguissola ailesinin hikayesi alışılmadık özelliklere sahipti. Artemisia Gentileschi, Lavinia Fontana ve birçok kadın sanatçı gibi, bu kız kardeşler babaları tarafından eğitilmemiş ve loncalara üye olmamışlardı. Amilcare Anguissola, altı kızı için uygun bir evlilik ayarlayamayacağını fark ederek, onlara eğitim yoluyla en iyi başlangıcı yapmalarını sağlamaya çalışmıştır. Bu durum, Sofonisba’nın İspanyol sarayındaki pozisyonunu elde etmesine yardımcı olmuştur. Elena ise San Vincenzo manastırına rahibe olarak kabul edilmiştir. Lucia, genç yaşta hayatını kaybetmiş ve eserleri Vasari tarafından övülmüştür. Anna Maria ise evlenirken, Minerva sanatı bırakmıştır.

Serginin küratörü Cynthia Osiecki, Elena’nın Mantua’daki Gonzaga ailesiyle iletişim halinde olduğunu ve onlardan resim komisyonları alabileceğini belirtmiştir. “Bir rahibe olarak, farklı bir özgürlüğe sahip olursunuz,” diyen Osiecki, manastır için resim yapmanın yanı sıra dışarıdan da komisyonlar alınabileceğinin altını çizmiştir. Lucia’nın erken ölümü, potansiyelini tam olarak gerçekleştirememesine neden olurken, eserleri Vasari tarafından övülmüştür.
Lucia’nın en bilinen eserlerinden biri, 1557 tarihli Pietro Manna portresidir. Bu portredeki asağın üzerindeki yılan motifi, “Anguis Sola” olarak tanımlanan ve sanatçının soyadına gönderme yapan bir unsurdur. Anna Maria’nın ise daha az sayıda eseri bulunmaktadır.

Europa, Sofonisba tarafından eğitilmiş ve 1560’ların sonunda Carlo Schinchinelli ile evlenmiştir. Bu portredeki kadın, daha sonra 2022 yılında yapılan araştırmalarla doğru şekilde tanımlanmıştır. Osiecki, 16. yüzyıl İtalya’sındaki ailelerin görünüşlerini koruma baskısı altında olduklarını belirterek, Europa’nın evlendikten sonra da resim yapmaya devam etmiş olabileceğini tahmin etmektedir.

Osiecki, Anguissola kardeşlerin eserlerinin genellikle imzalanmadığını ve pek çoğunun tarihin derinliklerinde kaybolduğunu belirtmiştir. Sofonisba, hayatı boyunca ürettiği birçok öz portre ile tanınmıştır. “O, kendini çok iyi tanıtmıştır. Onun imgesi çok bilinmektedir,” diyen Osiecki, imaj yaratmanın iş dünyası için önemli olduğunu vurgulamıştır.

“Kadın Ressam” sergisi, Oslo Ulusal Müzesi’nde 8 Ekim 2026 – 7 Şubat 2027 tarihleri arasında ziyarete açıktır.
Kaynak: Artnet News