Daha önce bu ay, Çin, Asya ile Avrupa arasındaki ilk programlı yük gemisi seferini Kuzey Okyanusu üzerinden başlatarak, Kuzey Kutbu’nu ticarete açma konusunda önemli bir adım attı. Bu rota, bazı gemilerin Avrupa’ya ulaşım süresini geleneksel rotalara kıyasla yarıya indirirken, aynı zamanda önemli çevresel ve jeopolitik riskler de taşıyor.
Asya’dan Avrupa’ya 20 Günde
15 Ağustos’ta, Çin merkezli bir gemi, Doğu Çin’deki Ningbo limanından hareket etti ve 5.600 km uzunluğundaki Kuzey Deniz Yolu (KTY) üzerinden Birleşik Krallık’e yaklaşık 20 günde ulaşması bekleniyor. Üzerinde yüksek değerli kargo bulunan bu gemi, bu sezon Sea Legend tarafından işletilen sekiz programlı seferin ilki ve üzerinde pil ile fotovoltaik ekipman bulunuyor.
Hindistan, Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler de Kuzey Kutbu deniz yolu rotalarına ilgi gösterirken, Çin bu konuda en aktif rolü üstlenerek bunu “Kutup İpek Yolu” olarak adlandırıyor.
Orta Doğu’daki savaşlar ve artan jeopolitik gerilimler nedeniyle, Umman Boğazı, Malakka Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi stratejik ticaret noktalarındaki risklerin ortaya çıkmasıyla birlikte, Kuzey Kutbu ticaret rotalarına olan ilgi arttı. Şu anda, Kuzey Kutbu deniz yolu üzerinden yapılan yük taşımacılığının büyük bir kısmı, Rusya ile Çin arasındaki petrol ve doğal gaz taşımacılığı olup, bu miktar Avrupa’ya uzanan rotalara kıyasla daha azdır. Ancak son yıllarda bu miktarın arttığı görülüyor.
Deniz buzları ve hava koşulları nedeniyle, KTY genellikle sadece belirli dönemlerde gemi trafiğine açıktır. Ancak iklim değişikliği nedeniyle kutup buzlarının erimesiyle birlikte, bu rotanın daha uzun süre boyunca kullanılabilir hale gelmesi bekleniyor. Sea Legend, dijital navigasyon ve izleme sistemlerini kullanarak, gerçek zamanlı koşullara göre rotayı ayarlıyor. Sadece özel olarak donatılmış gemilerin kullanabildiği kış aylarında, şirket daha küçük gemiler satın alarak veya kiralayarak bu ihtiyacı karşılıyor. Ancak bu tür gemilerin maliyeti yüksek ve sayısı sınırlı olduğundan, buz kırıcı eşliğinde seyahat etme zorunluluğu da bulunabiliyor.
Tüm bu faktörler, KTY’nin avantajlarını (maliyet ve hız) azaltıyor. Çin’in yanı sıra, Güney Kore merkezli PanStar şirketinin de Busan Yeni Limanı’ndan ilk konteyner gemisini Avrupa’ya göndermesi, Kuzey Kutbu rotalarına olan ilgiyi gösteriyor.
Kuzey Kutbu üzerinden yapılan seyahatler, yolculuk mesafesini yaklaşık 7.000 km ve 10 gün kısaltıyor. Güney Kore Denizcilik Bakan Yardımcısı Nam Jae-hon, bu rotanın “Orta Doğu’daki deniz yolu alternatiflerinden biri haline geleceği” konusunda yorumlarda bulundu.

Bazı uzmanlar ise, Kuzey Kutbu rotasının kullanımının, Rusya tarafından sağlanan hizmetlerden (buz kırıcılar veya acil durum desteği gibi) yararlanılması durumunda, Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlara aykırı olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Ayrıca, Çin’in Kuzey Kutbu geçişi için Rusya ile yaptığı işbirliğinin, gelecekte askeri amaçlarla kullanılması riskini de beraberinde getirebileceğine dikkat çekiliyor.
Kırılgan Bir Ekosisteme Tehdit
KTY üzerinden yapılan seyahatler, daha az yakıt tüketimi sağlayarak hem maliyetleri düşürüyor hem de karbon emisyonlarını azaltıyor. Bu açıdan bakıldığında, bu rota bazı çevresel faydalar sunabilir. Ancak, Bellona adlı çevre kuruluşunun 2025 raporunda da belirtildiği gibi, bu rotanın birçok olumsuz çevresel etkisi bulunmaktadır.
Kuzey Kutbu ekosistemi oldukça hassas ve zaten iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar ve eriyen buzlarla tehdit altında. KTY’nin getirdiği zorlu koşullar (kayan buz kütleleri, dar geçitler, kötü hava koşulları) de kazaların ve acil durumların olasılığını artırıyor. Ayrıca, bölgede petrol sızıntılarıyla başa çıkabilecek yeterli kapasite bulunmuyor ve buza sıkışmış gemilerin kurtarılması haftalar sürebilir.
Ek olarak, gemilerden kaynaklanan gürültü kirliliği, navigasyon ve iletişim için sesi kullanan balinalar ve foklar gibi deniz canlılarını olumsuz etkileyebilir. Bu habitat aynı zamanda balıkların, göçmen kuşların ve deniz memelilerinin önemli bir üreme ve beslenme alanıdır.
Ancak, buzulların erimesiyle birlikte KTY’nin daha uzun süre boyunca kullanılabilecek hale gelmesi ve alternatif rotalardaki risklerin artmasıyla birlikte, bazı ülkeler için bu rotayı kullanma teşvikleri de artabilir. Bu makale, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Bölgeler, Ticaret ve Jeopolitik Merkezi” tarafından hazırlanmıştır ve orijinal haliyle çevrimiçi olarak yayınlanmıştır. Dünya Ekonomik Forumu, Creative Commons Attribution-Non Commercial-No Derivatives 4.0 International Public License kapsamında bu makaleyi yeniden yayınlamaktadır. Bu makalede yer alan görüşler yalnızca yazarın kişisel görüşlerini yansıtmaktadır ve Dünya Ekonomik Forumu’nun resmi görüşlerini temsil etmemektedir.