Avrupa Birliği’nde (AB) 2 Ağustos’ta yürürlüğe giren Yapay Zeka Yasası, gerçekçi görünümlü görüntüler, ses veya videoların oluşturucularının, içeriğin yapay zeka tarafından üretilip üretilmediğini belirtme yükümlülüğü getiriyor. Bu düzenleme, yanıltıcı uygulamaların önüne geçmeyi amaçlıyor.
Birçok yaratıcı çalışma bu kapsamda olmasa da, gerçekçi yapay zeka görselleştirmelerinin “derin sahte” olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken hukuk firması Addleshaw Goddard avukatı Szymon Sieniewicz, “Gerçekçi bir manzarayı ve etrafta yürüyen insanları içeren yapay zeka tarafından üretilen bir görselin, yapay zeka tarafından üretildiğini belirtmesi gerekiyor” dedi. Ayrıca, ürün fotoğraflarını değiştirmek için yapay zekayı kullanan şirketlerin veya web sayfalarında sohbet robotlarını kullananların da yeni yükümlülüklerle karşılaşacağını belirtti.
Yapay Zeka Yasası’nın en etkili bölümü olan 40. madde, görüntü, ses veya video içeriğinin “derin sahte” olarak kabul edilmesi durumunda, bu içeriğin yapay zeka tarafından üretildiğini veya manipüle edildiğini belirtme zorunluluğu getiriyor. Mimari görselleştirmelerin genellikle “derin sahte” tanımına girmese de, Sieniewicz’e göre bu düzenlemenin kapsamı geniş olabilir.
Bu tanıma göre, bir görüntü, mevcut kişileri, nesneleri, yerleri, varlıkları veya olayları temsil ediyorsa ve bir kişinin onu gerçek veya doğru olarak algılamasına neden oluyorsa “derin sahte” olarak kabul edilir. Bu durum, tasarlanan ancak henüz inşa edilmemiş binalar veya hayali karakterler gibi durumlarda da geçerlidir.
Sieniewicz, video oyunları sektörünün de mimarların benzer bir durumla karşılaşabileceğini belirtiyor. Yasanın diğer maddeleri, ChatGPT gibi yapay zeka araçlarının üreticilerinin, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriğe makine tarafından okunabilen işaretler eklemesini ve kullanıcıların bu işaretleri kaldırmasına izin verilmesini öngörüyor.
Yasa, aynı zamanda ürün görselleri için de geçerli. Bir tasarımcı veya şirket, ürünlerini tanıtmak için yapay zeka kullanarak herhangi bir değişiklik yaparsa, bunun da belirtilmesi gerekiyor. Örneğin, bir ürünün daha çekici, kaliteli veya farklı bir renkte görünmesini sağlamak için yapay zekayı kullanmak bu yükümlülüğü tetikliyor. Sadece arka planı değiştirmek veya renk düzeltmesi yapmak gibi işlemlerin kapsamda olmadığına dikkat çekiliyor.
Yazılı içeriklerde de benzer bir yükümlülük bulunuyor, ancak bu sadece “kamuoyunu bilgilendirme” amacıyla yayınlanan metinler için geçerli. Bu nedenle, genel web sitesi içeriğinin genellikle etiketlenmesi gerekmiyor. Ancak, sürdürülebilirlik, tüketici hakları ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) stratejisi gibi konularla ilgili metinlerin, bir insan tarafından önemli ölçüde gözden geçirilmediği sürece etiketlenmesi gerekiyor.
Müşteri hizmetleri için kullanılan sohbet robotları da bu yasanın kapsamına giriyor. Bu durumda, müşteriye “yapay zeka destekli bir araç” veya “yapay zeka botu” ile iletişim kurulduğunun belirtilmesi öneriliyor.
Yasa, aynı zamanda yapay zeka tarafından oluşturulan içeriğin telif hakkı ihlallerine yol açabileceği ve üretilen sonuçların korunamaz hale gelebileceği endişelerini de beraberinde getiriyor. Mimari görselleştirme alanında çalışanlar, yapay zekanın profesyonel 3D modelleme becerilerini değersizleştirebileceğini savunuyor.