Londra’daki Liverpool Street’te bulunan 100 metrelik bir heykelden, Hawaii alışveriş merkezine kadar, Yayoi Kusama’nın sanatının kalıcı olarak sergilendiği 9 yer.
Susanne Nilsson / Flickr (CC BY-SA 2.0)
Bir yolcunun, Londra’nın Liverpool Street İstasyonu’nda bulunan tren peronlarından birinden indiğinde, bilet gişelerine doğru yürürken 100 metrelik bir heykelin önünden geçmesi beklenmedik bir durum olsa da, Yayoi Kusama’nın en büyük eserlerinden biri tam olarak buradaydı ve uzun zamandır sergileniyor. Çoğu insan, sanatçıların eserlerini genellikle seyyar sergiler aracılığıyla görürler; bu sergiler gelir, kalabalığı çeker ve ardından bir sonraki şehre geçer. Ancak bazı eserleri bu durumun dışında kalarak, tren istasyonlarında, alışveriş merkezlerinde ve hatta sanatçının eserlerine özel olarak inşa edilmiş müzelerde kalıcı olarak yer bulmuştur. Bu eserleri görmek isteyenler, genellikle geçici sergileri takip etmek veya retrospektiflerin kendi şehirlerine gelmesini beklemek yerine, bu kalıcı mekanları ziyaret edebilirler.
Kusama, 2026 yılında Tokyo’da vefat ettiğinde, yedi on yıla uzanan kariyerinin ardından polka noktaları, kabaklar ve aynalı odalar gibi unsurları çağdaş sanatın en tanınmış sembollerine dönüştürmüştü. Sanatçının ölümü, dünyadaki kalıcı olarak sergilenen eserlerin önemini daha da artırmıştır; çünkü bu mekanlar artık sanatçının mirasının sonsuza kadar yaşayabileceği yerler haline gelmiştir. Bazı ziyaretçiler için bu mekanlara spontane bir şekilde ulaşmak mümkünken, diğerleri için önceden planlama yapmak gerekebilir; özellikle sanatçının en popüler eserlerinin sergilendiği mekanlarda biletlerin hızla tükenebildiği durumlar yaşanabilir. Bu nedenle, farklı yerlerdeki eserleri görmek isteyen ziyaretçilerin, seyahatlerini planlamadan önce her bir mekanı dikkatlice araştırmaları ve gerekli önlemleri almaları önemlidir.
Aşağıda, Time Out dergisinde yer alan ve dört kıtadaki kalıcı olarak sergilenen Yayoi Kusama eserlerinin bulunduğu 9 mekanı inceleyebilirsiniz. Her bir mekan için ayrıntılı bilgiler sunulurken, ziyaretçilerin bu eserleri keşfetmeleri için rehberlik edilmektedir.
Matt Brown / Wikimedia Commons (CC BY 2.0)
Elizabeth Hattı’nın girişinde bulunan “Infinite Accumulation” adlı heykel, 2024 yılından beri yolculara eşlik ediyor. Bu heykel, kahve dükkanları ve kalkış panolarının arasında yer alarak, şehir manzaralarını yansıtan metal kürelerden oluşuyor. Bu durum, Londra’daki nadir durumlardan biri olarak kabul edilebilir; çünkü genellikle kamuya açık sanat eserleri, işlevsel yapılarla entegre edilmek yerine dekoratif öğeler olarak kullanılır.
“Crossrail” projesi tarafından finanse edilen bu heykel, çağdaş sanatın önemli bir örneği olarak öne çıkmaktadır. Heykelin etrafındaki alan, yolcuların trenlere binerken ve inerken geçtikleri bir koridor haline gelerek, sıradan bir istasyon girişini beklenmedik bir sanat deneyimine dönüştürmektedir.
Bu durum, heykelin diğer kalıcı sergilerdeki eserlerden farklı bir karakter taşımasına neden olmaktadır. Ziyaretçilerin herhangi bir saatte bu eseri görmeleri mümkündür; çünkü heykel, Londra’nın en yoğun transit merkezlerinden birinde yer almaktadır. Bu durum, ziyaretçilerin genellikle planlama yapmadan karşılaştıkları sanat eserleriyle dolu bir ortam yaratmaktadır.
“Infinite Accumulation”, her gün binlerce yolcunun geçiş noktası olduğu için, diğer kalıcı sergilerdeki eserlere göre daha geniş bir kitleye ulaşmaktadır. Bu durum, Londra’daki birçok kişinin günlük rutinlerinin bir parçası haline gelmiş ve onları beklenmedik sanat deneyimleriyle tanıştırmıştır.
Yue-Ting Lin / Unsplash
Naoshima adasının limanında bulunan sarı ve siyah noktalı kabak heykeli, Yayoi Kusama’nın en çok fotoğraflanan eserlerinden biridir ve 1994 yılından beri adanın kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. 2021 yılında meydana gelen bir fırtına nedeniyle heykelin orijinali deniz tarafından sürüklenmiş ve ciddi şekilde zarar görmüş, ancak yerine daha dayanıklı bir kopyası yapılmıştır.
Limanın yakınında bulunan ikinci bir heykel ise, ziyaretçilerin içine girebileceği ve kabak üzerindeki noktaları yakından görebileceği bir alana sahiptir. Bu durum, heykeli sadece statik bir obje olmaktan çıkarıp, interaktif bir deneyime dönüştürmektedir. Geceleyin aydınlatılan bu heykel, hem gelen hem de giden ziyaretçiler için unutulmaz bir anı yaratmaktadır.
Bu iki farklı heykelin aynı yerde bulunması, Naoshima’yı diğer mekanlardan ayıran önemli bir özelliktir. Ziyaretçiler, ünlü sarılı kabak heykeline ek olarak, daha küçük ve interaktif kırmızı kabak heykeliyle de karşılaşma fırsatı bulmaktadırlar.
Naoshima adası, sadece bu iki heykelin bulunduğu bir yer olmanın ötesinde, aynı zamanda çağdaş sanatın merkezi haline gelmiştir. Bu durum, ziyaretçilerin adayı keşfederken farklı sanat eserleriyle karşılaşmalarına ve daha uzun süreler kalmalarına neden olmaktadır.
Makoto Shimokoshi / Wikimedia Commons (CC BY 2.0)
Matsudai İstasyonu’nda bulunan “Tsumari in Bloom” adlı heykel, 2003 yılından beri Echigo-Tsumari Sanat Alanı’nda yer almaktadır. Kusama, bu eseri kendi eserleri arasında en sevdiği olarak belirtmiştir.
Bu heykel, triennale dönemlerinde sergilenen diğer geçici eserlerin aksine, yıl boyunca kalıcı olarak sergilenmektedir. Bu durum, ziyaretçilerin festival tarihlerini takip etmeden de bu eseri görme fırsatına sahip oldukları anlamına gelmektedir.
Heykelin bulunduğu kırsal alan, şehirdeki diğer Kusama eserlerinden farklı bir atmosfer yaratmaktadır. Heykelin büyük ölçeği ve parlak renkleri, çevredeki pirinç tarlalarının sakin atmosferiyle tezat oluşturarak, ziyaretçilere unutulmaz bir görsel deneyim sunmaktadır.
Kusama’nın bu esere olan kişisel beğenisi, diğer eserlerden farklı bir anlam yüklemektedir. Ziyaretçiler, sadece bir sanat eserini değil, aynı zamanda sanatç