Badweather adlı mimarlık kolektifi, 17 metrelik bir kanal botunu, her iki haftada bir Londra’daki su yollarında farklı bir konuma taşınan, “sıfır atık” bir banyoya dönüştürdü. Bu proje, sürdürülebilirlik ve ÅŸehir yaÅŸamına yenilikçi bir yaklaşım sunuyor.
 banyosu, ahşap yakıtlı , iki soğuk su havuzu, duşlar, soyunma odaları ve 12 kişiye hizmet verebilecek küçük bir barı içeriyor.
Bu tesis, ana şebekeye bağlı olmadığı için, doğrudan kanaldan su çekiyor ve bu suyu altı aşamalı bir filtreleme ve UV arıtma sisteminden geçirerek kullanıma uygun hale getiriyor. Elektrik enerjisi ise güneş panelleriyle üretiliyor ve geminin içindeki bataryalarda depolanıyor; ayrıca ahşap yakıtlı bir fırın, saunayı ısıtmak için kullanılıyor.
Bu projenin arkasındaki isimler, Badweather’ın kurucu ortağı Leo Sixsmith ve ÅŸeflik deneyimi olan eski restoran sahibi Riccardo Codacci-Pisanelli. İkisi de, ÅŸehrin farklı bölgelerinde hizmet verebilen, ortak bir banyo deneyimi yaratmayı amaçlıyorlar.
“Teknenin sürekli deÄŸiÅŸen konumu sayesinde, bu pencerelerden görülen manzara hiçbir zaman aynı deÄŸil,” diye belirtti Sixsmith.

Soak projesi, yaklaşık 20 yaşında, neredeyse terk edilmiş bir kanal botundan yola çıktı. Bu botta, çürümüş zeminler, su hasarı ve kapsamlı restorasyon gerektiren bir metal gövde bulunuyordu. Dönüşüm sürecinde yaklaşık 40 kişi çalıştı ve mevcut gövdenin yapısı, iç mekanın tasarımını büyük ölçüde etkiledi.
Dış cephe krem rengine boyandı ve siyah ve kırmızı detaylarla zenginleştirildi. Dairesel açıklıklar ise tekneye farklı bir hava katıyor.
İçerideki orijinal 11 santimetrelik açıklıklar, 18 ve 32 santimetreye çıkarıldı. Ateş kırmızısı çerçevelerle çevrili bu pencereler, gövdenin içindeki sıcaklığı vurguluyor.
Teknenin ön kısmında, büyük bir pencere, orijinal metal kapının yerini alarak, dar iç mekanı suyla buluşturuyor.

Ziyaretçiler, önce karanlık bir soyunma ve resepsiyon alanına giriyor; burada marine edilmiş kontrplakla kaplı duvarlar bulunuyor. Daha sonra daha aydınlık bir duş ve havuz odasına geçiliyor. Bu odada açık renkli seramikler, paslanmaz çelik havuzlar ve merkezi bir gökyüzü penceresi yer alıyor.
“SoÄŸuk su odası, tamamen ahÅŸap içermiyor,” diye belirtti Sixsmith. “Daha sert ve klinik görünümü, kolay bakım imkanı saÄŸlarken, aynı zamanda saunanın sıcaklığıyla kontrast oluÅŸturuyor.”

Sauna ise termal olarak işlenmiş Aspen ve Alder ağacından yapılmış panellerle kaplı. Isıtma için kullanılan ahşap yakıtlı fırın, saunanın merkezinde bulunuyor. İki adet bank, alüminyum profillerden asılarak destekleniyor; bu sayede dar gövde içinde daha fazla alan sağlanıyor.

Teknenin sınırlı boyutları, tasarımda önemli bir kısıtlama oluÅŸturdu. Badweather ekibi ise bu sınırlamaları, iç mekanın ÅŸekillenmesinde etkili olacak ÅŸekilde kullanmayı hedefledi. “Her santimetre, mümkün olan en iyi ÅŸekilde deÄŸerlendirildi,” diye belirtti Sixsmith.
2019 yılında Londra’da kurulan Badweather, mimarlık, sahne tasarımı ve tasarım alanlarında deneysel çalışmalar yapan bir kolektif. Oli Brenner, Sophie Mei Birkin ve Leo Sixsmith tarafından yönetilen bu ekip, kurulumlar, objeler, aydınlatma ve yapılar üzerine projeler geliÅŸtiriyor.

Badweather’ın daha önceki çalışmaları arasında, gece kulüpleri ve festivaller için tasarlanmış geçici yapılar ile geri dönüştürülmüş oluklu polikarbonattan yapılmış, ortak bir fırın olan Pipeline projesi bulunuyor.
Dezeen’de yer alan diÄŸer banyolar arasında Montreal’deki toplu sauna ve hidroterapi merkezi ile Tokyo banliyölerindeki turkuaz renkli Komaeyu halka açık hamam yer alıyor.
Fotoğraflar Kaye Song tarafından çekildi.
OKUR YORUMLARI (1)