Londra’nın takviminde, şehrin bu kadar canlı his edildiği birkaç zaman vardır ve bunlardan biri de Eylül ayındaki Londra Tasarım Festivali’dir. Her yıl, müzeler, galeriler ve sokaklar konuşmanın merkezine dönüşür; burada mimarlar, tasarımcılar ve üreticiler, günlük hayatta kullandığımız mekanlara farklı bir gözle bakmamızı davet eder.

12-20 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan 2026 Londra Tasarım Festivali’nin ilk olarak duyurulan programı, tasarımın kökenlerine ve gelecekteki yönlerine odaklanıyor. Bu yıl, geleneksel teknikler çağdaş işbirlikleriyle yeniden ele alınırken, göç, ekoloji ve kültürel değişim temaları birçok projede bir araya geliyor.

Bambu Pavilyon: Anlatılacak Daha Fazla Hikaye

Duyurulan ilk komisyonlardan biri, Anglo-Hintli Studio Saar stüdyosu ve Atelier One yapı mühendislerinin ortak girişimiyle oluşturulmuş olan “Pangolin Shield” (Ön bacaklı kertenkele kalkanı) adlı festivalin inaugural (başlangıç) projesi. Strand caddesi üzerinde yer alacak olan bu pavilyon, zengin desenleriyle dikkat çeken ve genellikle gizli yaşam süren ön bacaklı kertenkelelerden ilham alıyor. Pavilyonun yapımında bambu ve tarım topluluklarının kullandığı geleneksel zırhlar kullanılıyor.

Pavilyon sadece mühendislik harikası olmakla kalmayıp, ziyaretçileri daha derin bir etkileşim için davet ediyor. Kolonyal tarihler, insanların ve fikirlerin hareketi ve malzemelerin Hint Okyanusu boyunca yaptığı yolculuklar üzerine düşünmeyi teşvik ediyor. Geleneksel olarak bambu örtüsü hem barınak görevi görüyor hem de düşünme alanı sunuyor; Londra’nın en işlek caddelerindeki insanları yavaşlamaya ve durmaya davet ediyor.

Made: Barbican Mirasıyla Yüzleşmek

İkonik Brütalist mimarisiyle tanınan Barbican, Londra’nın tasarım hayal gücünü derinden etkilemiştir. Bu etki, çağdaş iç mekanlarda, mobilya tasarımında ve hatta kentsel yaşamla ilgili tartışmalarda görülebilir.

Bu sonbaharda, Made koleksiyonu, Miriam Howitt tarafından tasarlanan ve Barbican’ın arşiv kayıtlarına dayalı yeni bir koleksiyon sunuyor. Mobilyalar, aydınlatma elemanları ve tekstiller, Barbican’ın kendine özgü iç mekanlarından ilham alıyor. Festivalde yer alan bir enstalasyon ise, bu ikonik yapının, ilk açılışından onlarca yıl sonra bile ev kavramı üzerindeki etkisini araştırıyor.

V&A: Uyanışlar Enstalasyonu

V&A Müzesi, Londra Tasarım Festivali’nin ruhani evi haline gelmiş ve her yıl düzenlenen komisyonlar genellikle festivalin ruhunu yansıtmaktadır. Bu yıl, Carrie Chan ve Kristian Volsing tarafından küratörlüğe getirilen “Awakenings” (Uyanışlar) enstalasyonu, tasarımın dünyayla olan ilişkimizi nasıl dönüştürebileceğini inceliyor.

Müze boyunca dağılmış olan bu programda, Aziza Kadyri, Eunjo Lee ve Henry Svendsen gibi tasarımcıların yanı sıra ses, kimlik, yapay zeka ve doğal dünya üzerine yeni komisyonlar yer alıyor. Enstalasyonda, teknolojinin artık el sanatından ayrı bir şey olarak görülmediği, her ikisinin de aynı sohbete dahil olduğu hissediliyor.

Tasarım Müzesi: Tasarımın Arkasındaki İnsanlara Odaklanmak

Tasarım Müzesi’nin programı, moda, mobilya ve çağdaş tasarım kültürünü kapsıyor. Japon tasarımcı NIGO’nun etkisini streetwear ve lüks modadan sokakta sergileyen kapsamlı bir retrospektif düzenleniyor. Londra merkezli tasarımcı, eğitimci ve kültürel değişim ajanı [İsim] tarafından hazırlanan “Platform” enstalasyonu, “paleolitik doğurganlık tanrılarına kadar Afrika kökenli geleneklere uzanan” heykelsi mobilyalar ve malzeme tarihleri üzerine araştırmalarına devam ediyor.

Galerilerin dışında, sohbetler de önemli bir yer tutuyor. Brewster, Jasmi Hussein, Emefa Cole ve Hettie Judah ile birlikte tasarım ve annelik üzerine bir tartışmaya katılıyor; bu sayede odak noktası bitmiş eserlerden ziyade yaratıcı işleri şekillendiren hayatlara ve deneyimlere yöneltiliyor.

Japon El Sanatları ve Çağdaş Tasarımın Buluşması

Bu yıl, “Tokai Project” geleneği devam ediyor ve Japon zanaatkarlar ile uluslararası tasarımcılar arasında işbirliklerini teşvik ediyor. Sergide, seramik, waşi kağıdı, cilalı yüzeyler, tekstil ürünleri ve ahşap oymacılığı gibi farklı medya türleriyle geleneksel el sanatları ile çağdaş tasarımın birleşimi vurgulanıyor. Bethan Laura Wood, David Caon ve Philippe Malouin gibi tasarımcılar, nesilden nesile aktarılan tekniklere sahip zanaatkarlarla işbirliği yaparak, ortaya çıkan heyecan verici olanaklara ışık tutuyor.

Asya ve Londra Arasındaki Yeni Diyaloglar

Başka bir etkinlikte, “MixZ” Asya ile Londra arasındaki kültürel değişimi V&A Müzesi’nde ve Old Selfridges Hotel’de düzenlenecek iki sergiyle inceliyor.

Sergilerden biri, Dehua porseleninin antik güzelliğini vurgularken, diğeri ise sürükleyici teknolojiler ve yapay zeka ile geleceğe odaklanıyor. Her iki sunumda da, yenilikçiliğin genellikle bir boşlukta gerçekleşmediği, bunun yerine farklı kültürler arasında akan ortak bilgi, malzeme ve fikirlerle geliştiği vurgulanıyor.

The Pangolin Shield

(Image credit: The Pangolin Shield by Studio Saar and Atelier One, supported by Secure. Courtesy of Studio Saar)
Gorsel Kaynagi: Wallpaper

MADE x Barbican

(Image credit: MADE x Barbican. Felix Speller.)
Gorsel Kaynagi: Wallpaper

Aziza Kadyri

(Image credit: Aziza Kadyri)
Gorsel Kaynagi: Wallpaper

For the PLATFORM exhibition, Brewster has unveiled ‘Negrita’, a bench crafted in ebonised tulipwood wood

(Image credit: Kevin C Moore)
Gorsel Kaynagi: Wallpaper

Blue and white chairs by Seto Sometsuke Yaki

(Image credit: Eugene Kangawa)
Gorsel Kaynagi: Wallpaper

Kaynak: Wallpaper