Amerika Birleşik Devletleri‘nde 2025 yılında hane hâlinde gelir, nüfus sayım bürosunun 1967’ye kadar uzanan kayıtlarında görülen en yüksek seviyeye, 87 bin 460 dolar geride kaldı. Aynı dönemde resmi yoksulluk oranı 10,2 yüzdeye gerileerek, kurumun tarihsel verilerindeki en düşük değere ulaştı ve 34 milyon 500 bin Amerikalının yoksul olarak sayıldığı açıklandı. Bu veriler, nüfus sayım bürosu tarafından Salı günü Current Population Survey Annual Social and Economic Supplement adlı anketten elde edilen verilere dayanarak kamuoyuna duyuruldu.

Yoksulluk oranının üçüncü yıl üst üste düşmesi, hem çocuklar hem de belirli etnik gruplar açısından dikkat çeken sonuçlar doğurdu. Çocuk yoksulluğu 13,4 yüzdeye gerileyerek rekor bir düşüş kaydetti. İspanyol kökenli Amerikalılar arasında yoksulluk oranı ise 1973’ten bu yana takip edilen en düşük seviye olan 13,9 yüzdeye indi. Bu gelişmeler, ekonomik durumun genel olarak iyileştiği yönünde bir tablo çizen resmi rakamların temelini oluşturuyor.

Gelirin Dağılımında Görünen Uçurum

Resmi rakamların parlak görünümü, nüfus sayım bürosunun kendisi tarafından “kazançların eşit dağılmadığı” uyarısıyla karşılandı. En üst ondalık dilimde, yani gelir sıralamasında en zengin kesimde yer alan hanelerin kazançları 1,7 yüzde artarken, en alt ondalık dilimdeki hanelerde ölçülebilir bir iyileşme görülmeyen bir tablo ortaya çıktı. Gelir sıralamasının 90. diliminde yer alan bir hane yaklaşık 261 bin 300 dolar, yani 4 milyon 256 milyon 929 liraya ulaşırken, 10. dilimdeki bir hane ise yaklaşık 20 bin 1 dolar, yani 973 bin 487 liraya ulaştı. En yüksek kazanan beşte biri, toplam hane gelirinin yüzde 52,4’üne sahip olurken, en düşük kazanan beşte biri yalnızca yüzde 3’ü paya eritti.

Bu veriler, güvenlik ağındaki kesintilerin çoğunun 2025 yazında kabul edilen yasa ile yürürlüğe girmesinden önceki dönemi yansıttığını gösteriyor. Mevcut ekonomik kaymaların da bu istatistiklere yansımadığı açık.

Hazine Bakanı Scott Bessent, Kongre’deki bir komisyon önünde Salı günü verdiği ifadelerde

Bu uyarının altını çizen Hazine Bakanı Scott Bessent, verileri olumlu karşıladı ancak aynı zamanda 2025 rakamlarının, 2025 yazında geçirilen yasa ile yapılan güvenlik ağındaki azaltmaların büyük kısmından önceki dönemi yansıttığını vurguladı. Yani bugün yaşanan ekonomik kaymaların bu istatistiklere yansımadığı, resmi verilerin geçmişe dönük bir pencere sunduğu değerlendiriliyor.

İkinci Ölçüm Farklı Bir Resim Çiziyor

Resmi yoksulluk oranının yanı sıra, vergileri, devlet yardımlarını, konut maliyetlerini ve tıbbi giderleri hesaba katan kapsamlı Suplemental Poverty Measure adlı ölçüm, 13,1 yüzde ile bir önceki yıla göre neredeyse değişmeden kaldı. Bu oran, resmi yoksulluk oranına göre yaklaşık üç puan daha yüksek seyrediyor. Nüfus sayım bürosu, bu farkın büyük ölçüde cebinden ödenen tıbbi giderlerin sorumluluğunda olduğunu belirtti. Yaklaşık 7 milyon 700 bin insanı, bu kapsamlı yoksulluk eşiğinin altına iten faktör olarak tıbbi masraflar gösterildi.

Sağlık sigortası konusundaki tablo ise daha dikkat çekici bir şekilde istikrarsız kaldı. Nüfus sayım bürosu, 2025 boyunca nüfusun yüzde 7,9’unu, yani 26 milyon 700 bin insanı sigortasız olarak saydı. Bu rakam, yıla göre istatistiksel olarak değişmeden kaldı. Ancak Medicaid programına katılanların payı, 2024’e göre yaklaşık 1 milyon 400 bin insanın bu kapsamdan çıkmasıyla yüzde 17,1’e geriledi. Bu durum, gelirdeki artışın sağlık sigortası erişiminde herkes için eşit bir fayda sağlamadığını gösteren somut bir göstere olarak karşımıza çıkıyor.

Yönetim, bu verileri olumlu karşıladı ancak aynı zamanda 2025 rakamlarının, 2025 yazında geçirilen yasa ile yapılan güvenlik ağındaki azaltmaların büyük kısmından önceki dönemi yansıttığını vurguladı. Yani bugün yaşanan ekonomik kaymaların bu istatistiklere yansımadığı, resmi verilerin geçmişe dönük bir pencere sunduğu değerlendiriliyor.

Gelecek İçin Açılan Soru

Verilerin açıklanmasından sonra, ekonomik iyileşmenin kalıcı olup olmadığı ve bu iyileşmenin tüm kesimlere eşit biçimde ulaşması açısından ciddi soru işaretleri oluştu. En üst dilimdeki hanelerin kazançlarının artarken en alt dilimdeki hanelerde ölçülebilir bir iyileşme görülmemesi, artan eşitsizlik riskine işaret ediyor. Sağlık sigortası kapsamındaki düşüş ve tıbbi giderlerin yoksulluk eşiğini aşan milyonlarca insanın varlığı ise, gelirdeki bu rekor artışın, gerçek yaşam koşullarında herkes için eşit bir refah getirdiği yönündeki iddiayı zora sokuyor.

Uzmanlar, bu verilerin yalnızca geçmiş bir dönemi yansıttığını ve 2025 yazında yapılan güvenlik ağındaki kesintilerin gelecekteki tabloları nasıl etkileyeceğini gösteren ilk işaretler olduğunu belirtiyor. Önümüzdeki aylarda açıklanacak veriler, ekonomik iyileşmenin sürdürülebilirliğini ve eşitsizliğin derinliğini ölçmede kritik bir rol oynayacak.

İlginizi Çekebilir: Avrupa’da Eylül Ayında Görülecek ve Yaz Aylarından Çok Daha Az Kalabalık Olan 10 Şehir →
Kaynak: Quartz ↗