Batı Avustralya’nın Perth şehrinde yer alan ve yerel tasarım stüdyosu State Twenty Eight tarafından tasarlanan Flat Office, Fransız elektronik müzik sahnesinin ikonik figürü Flat Eric’in ruhunu yansıtan sıra dışı bir çalışma ortamı. Projenin arkasındaki isimler arasında baş tasarımcı Sean Chan ile direktörler Miriam Terry ve Kate McGee yer alıyor.
Müşterinin talebi, “Perth’ün canlı Subiaco semtinde profesyonel ama özgün bir işyeri yaratmak”tı. Bu briefe tek bir ilham kaynağı eklendi: 1990’ların Fransız Touch akımının küresel hit şarkısı “Flat Beat”. Ancak tasarımcılar, şarkının görsel unsurları yerine, özellikle de “hızlı, tekrarlayan ritmi”ne odaklanarak ilham aldılar.
State Twenty Eight ekibi, şarkının tekrar eden ve sıra dışı karakterini yansıtmak için zarif bir mekânsal çerçeve oluşturdu. Baş tasarımcı Sean Chan, “Şarkının kendisi değil, davranış biçimi bizi büyüledi. Tekrarlayan ve kontrollü yapısı, küçük değişikliklerin bile dikkat çekici ve akılda kalıcı olmasına neden oluyor” şeklinde açıklıyor.
Bu ilhamı görsel bir dile çeviren tasarımcılar, “zamanla ortaya çıkan bir kompozisyon” yarattılar. Dikkat çeken detaylardan biri ise Sean Chan’ın şu şekilde tanımladığı yeşil çalışma alanı: “Çocuk oyun masalarından esinlenerek tasarlanan bu alan, ahşap panellerin sıcaklığı ve resmiyetine beklenmedik bir neşe ve samimiyet katıyor. Bu küçük dokunuş, projenin ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtarak profesyonelliği eğlenceyle dengeliyor.”
Müşterinin film tutkusuna da göndermeler içeren tasarımda, ziyaretçiler girişte kendilerini ışıkla çevrili bir alanda buluyor. Bu atmosfer, Christopher Nolan’ın Batman üçlemesindeki “dramatik ve dünyevi yarasaların sığınağındaki tavan ışık panellerini” anımsatıyor.
Ahşap paneller ve orta yüzyıl esintili mobilyalar, Mad Men dizisine saygı duruşu sunarken, banyolar daha karanlık ve futuristik bir temaya sahip. Turuncu renkli aydınlatma ve Blade Runner 2049’dan ilham alan tasarım öğeleri, bu alanlara farklı bir hava katıyor.
Tasarım ekibi, “yenilikçiliğin sadece yeni malzemeler veya teknolojilerle gelmediğini, bazen de tanıdık şeylere farklı açılardan bakmak ve bunları bir mekana yansıtmanın beklenmedik yollarını bulmakla mümkün olduğunu” belirtiyor.
Sonuç olarak, Flat Office sadece işlevsel bir çalışma alanı değil, aynı zamanda müşterinin kişiliğini ve enerjisini yansıtan, unutulmaz bir deneyim sunan bir mekan. Direktör Miriam Terry, “Bu mekan, hem müzik ve video gibi ilham kaynaklarını yansıtıyor, hem de müşterinin kendisiyle uyumlu” diyor.
Tasarım ekibi, dikkatli planlama ve hassasiyetin önemine vurgu yaparak, “bu seviyede bir hassasiyeti yakalamak için sayısız saatlik test ve iyileştirme gerekiyordu” şeklinde açıklıyor. Bu detaylar arka planda sessizce yer alsa da, mekanın genel düzenini ve uyumunu sağlıyor.