Japonya’nın efsanevi noise müzik sanatçısı Masami Akita (Merzbow), geniş ve ulaşılması zor bir diskografiye sahip. 18 yaşındaki Sam Andrews, bu eserleri vlog aracılığıyla dinliyor ve derinlemesine dinlemeye dikkat çekiyor.

Instagram’da yayınlanan bir video, 80’ler temalı bir gençlik hikayesi gibi başlıyor. Amerikan tarzı bir bodrum katında dört genç, Merzbow’un en popüler albümü Pulse Demon’u elinde tutuyor ve kulakları sağır eden sesi tüm hızıyla dinliyorlar. “Bu, Merzbow’un müziğinin soundtrack’i” diyen bir genç, yüzünde korku dolu bir ifadeyle konuşuyor.

Merzbow, kariyeri boyunca 400’den fazla eser yayınlamış ve bu eserler, 10 saatlik ambient olmayan bir albümden, Flying Testicle adlı noise müzik süper grubuna kadar geniş bir yelpazeye sahip. Sam Andrews, Şubat ayından beri bu eserleri dinlemeye çalışıyor ve ilerlemesini sosyal medyada paylaşıyor. “Gecemi albümlerin uzunluğuna göre planlıyorum” diyor gülerek.

Andrews’un bazı videoları yüz binlerce görüntü alırken, aynı zamanda dinleyicilerin zorlu müzikle nasıl etkileşim kurduğu hakkında tartışma başlatıyor.

Andrews, Merzbow hayranlığı dışında, tipik bir genç gibi. Odası dağınık olsa da, Georgia’da yaşıyor, yaz kampından aldığı tişörtü giyiyor, Hristiyan inancına sahip ve boş zamanlarında sinemada çalışıyor. “Merzbow’u dinlerken Cuma günleri ara vermek zorundayım” diyor.

Andrews gibi, Merzbow de müzikle tanışmış ancak YouTube’daki müzik eleştirmeni Anthony Fantano sayesinde daha bilinçli bir dinleyici haline gelmiş. Renkli kodlu bir tablo kullanarak Merzbow eserlerini takip ediyor ve her esere Instagram ve Rate Your Music (RYM) üzerinden puan veriyor. En sevdiği albüm, 1990 yapımı Rainbow Electronics, kendisine 8/10luk bir puan vermiş. En sevmediği ise 1996 yapımı Merzbow Loves Emil Beaulieau. “Albümün ikinci yarısı 30 dakika boyunca tek bir frekanstan oluşuyor. Tinnitus gibi. İşte o noktada pes ettim” diyor.

Andrews’un videoları, müziğin online dünyadaki değişimine ve Akita’nın sıra dışı duruşuna gönderme yapıyor. Akita, hayvan hakları ve veganlığa olan bağlılığıyla tanınıyor. Daha yakın zamanda ise sahne dekorlarında yapay zeka kullanması tartışmalara yol açtı.

Andrews, albümleri ve diskografileri dinlemeyi tercih eden eski müzikseverlerin mirasını taşıyor. “Tam bir diskografiyi dinlemek, adeta bir onur madalyası gibi” diyor.

Merzbow’un müziği genç dinleyiciler arasında da popüler. Online platformlarda ise K-pop şarkılarıyla karşılaştırılıyor ve teknolojik cihazların bozulduğu komik videolar oluşturuluyor. Andrews, bu tür kısa içeriklerin daha çok dikkat dağıtıcı olduğunu düşünüyor. Derinlemesine dinlemenin ise “dikkat sürenizi artıracak: 40 dakika boyunca bir eseri dinlemek, 30 saniyelik şarkıları atlamak yerine” diyor.

Spotify’da Merzbow’un aylık dinleyici sayısı 23 bin olsa da, bu sayı sanatçının gerçek etkisini yansıtmıyor. Anohni’nin Mood Machine adlı kitabında belirtildiği gibi, sadece iki kez dinlemek istediğiniz bir eserin popülerliği, değerini azaltmaz. Merzbow gibi zorlu müzikler, dinleyicileri tüketim odaklı bir anlayışın ötesine geçmeye teşvik eder.

Andrews, denediği eserlere yönelik yorumlar aldığı gibi, bazen de eski dinleyicilerden tepki alıyor. “Bana ’90’larda yurt odamda Merzbow’u dinliyordum’ diyenler oldu” diyor. Bu durum onu hem şaşırtıyor hem de gururlandırıyor.

Akita da Andrews’ın sayfasını beğenmiş ve bir gönderide onunla işbirliği yapmış ancak daha sonra kendini geri çekmiş. “Belki AI kullanımına yönelik bir yorumdan rahatsız olmuş ya da sadece puanımdan dolayı küsmüştür, kim bilir?” diyor. Buna rağmen Andrews hayranlığını koruyor. “Mikrofonu yere çarparak ve eşyalar fırlatarak eğlenceli şeyler yapmak mümkün ama bunu bir sanata dönüştürmek ve insanların dinlemek istediği hale getirmek takdire şayan” diyor. Gelecekte bile insanlar Pulse Demon ve Venereology hakkında konuşmaya devam edecek.

İlginizi Çekebilir: 2026’da saç sağlığınızı koruyan en iyi düzleştirici makineler: Tüketici Raporları →
Kaynak: The Guardian ↗