1888 yılında Prempeh I, Asante İmparatorluğu’nun kralı (Asantehene) olarak tahta çıktığında, en büyük endişesi Afrika’nın Altın Sahili’ndeki İngiliz varlığıydı. Sir Garnet Wolseley liderliğindeki sömürge güçlerinin Asante başkenti Kumasi’yi yağmalamasından henüz bir on yıl bile geçmemişti ve bu durum, derin bir şiddeti beraberinde getirmişti. Asante halkı, 1873-74 arasındaki savaşı “Sagrenti Savaşı” olarak hatırlıyor; bu isim, Wolseley’nin adının bozulmuş hali.
Ancak Prempeh, İngilizlerin isteklerine boyun eğemeyecekti. 1895’in sonlarında, Sir Francis Scott komutasındaki İngiliz güçleri bir kez daha Kumasi’ye yürüdü; kraliyet sarayını ve türbeleri yağmaladı, yaktı. Sadece büyük miktarda altın talep etmekle kalmadılar, aynı zamanda Asante kimliğinin en kutsal sembolü olan Altın Taht’ı da istediler. Prempeh, Maxwell’in önünde diz çöktü ve Asante sözlü anlatımlarına göre, ondan “halkımı ve kendimi almayın” diye yalvardı. Ancak bu nafileydi. Prempeh, Seyşeller’e sürgüne gönderildi; burada neredeyse üç asır geçirecekti. Altın Taht ise İngilizlerden gizlenerek korundu ve onun geri dönüşünü bekledi.
Bu olay, Barnaby Phillips’in The African Kingdom of Gold: Britain and the Asante Treasure (2026) adlı eserinde de detaylı bir şekilde anlatılıyor. Phillips, arşiv araştırmalarını orijinal röportajlarla birleştirerek, şiddet ve sistematik talan tarihini yeniden canlandırıyor; aynı zamanda, çalınan nesnelerin kaderlerini de takip ediyor.

Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔



Yanıt yok