Kanada’nın Ontario bölgesindeki Niagara Eskarpmenti’nin doğal güzellikleri arasında yükselen Belfountain House, mimarlık dünyasına yepyeni bir soluk getiriyor. UUfie adlı tasarım stüdyosu tarafından tasarlanan bu yapıt, hem modern yaşamın gereksinimlerini karşılıyor hem de bulunduğu çevrenin özünü koruyor.
“Yapının, üzerine oturtulduğu zeminden bağımsız bir obje gibi değil, onu şekillendiren bir unsur gibi hissettirilmesi ilginç bulduk,” diyen UUfie’nin kurucu ortaklarından Irene Gardpoit, tasarımın temel felsefesini şu şekilde açıklıyor.
Bu anlayışla hareket eden mimarlar, yapının güney bölümünü mevcut haliyle korurken, kuzey kısmını dönüştürerek, tek bir çatı altında birleştirdiler. Bu sayede, 430 metrekarelik yaşam alanına sahip olan yapı, 238 metrekarelik bir alanda dört katlı olarak yükseliyor.

“Yapıyı deneyimlemek, sanki bir yürüyüş yapmak gibi olmalı,” diyen UUfie’nin diğer kurucu ortağı Eiri Ota, tasarımın kullanıcı deneyimine verdiği önemi vurguluyor. “Amacımız, doğayla iç içe olan ve ailenin yaşam tarzına uygun bir ev yaratmaktı.”
Dışarıdan bakıldığında, Belfountain House, beyaz sıva ve siyah ahşapın farklı geometrik şekillerinden oluşuyor. Bu şekilleri birbirine bağlayan ise siyah metal balkon korkulukları, çatı hatları ve pencerelerin etrafındaki çerçeveler.

İç mekanda ise, odalar yerine sürekli bir yaşam alanı hakim. Bu sayede, kullanıcılar farklı aktivitelerini tek bir akış içinde deneyimleyebiliyorlar.
Yatak odaları ve aile salonları (mutfak, yemek odası ve oturma odası), çatı altında toplanırken, alt kat ise eğimli zemine göre farklı seviyelerde konumlandırılmış yaşam alanlarından oluşuyor.
Dahası, yemek odası ve salonu ile alt kattaki koridor ve oyun odasını ayıran bir ağ, hem bir bariyer görevi görüyor hem de kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunuyor.

Üst kat ile alt kat arasında yer alan sauna ve spor salonu ise, sağlıklı yaşamı destekleyen unsurlar arasında. Zeminin en altında ise, yüksek kubbeli tavanı ve gökyüzü penceresiyle dikkat çeken bir misafir odası bulunuyor.
“Malzeme paleti, yumuşaklık ve sağlamlık, incelik ve hamlık arasındaki dengeyi yakalamak için geliştirildi,” diyen UUfie, geri dönüştürülmüş ceviz ağacı ve büyük agregalı beton zeminlerin kullanıldığını belirtiyor. “Öte yandan, kırmızı renkli çelik kirişler, ahşap kirişlere güçlü bir kontrast oluşturarak dikkat çekici bir görünüm sağlıyor.”

2009’da Tokyo’da kurulan ve 2013’ten beri Toronto’da faaliyet gösteren UUfie, mobilya, iç mekan tasarımı ve mimarlık alanlarında geniş bir yelpazede hizmet veriyor. Daha önce, polikarbonat duvarlara sahip bir Ontario medical clinic, pikselli cam cephesiyle dikkat çeken bir Şangay boutique ve aynalı girişe sahip bir Kanada göl kenarı cottage tasarlamışlar.
Projenin fotoğrafları, Ema Peter tarafından çekilmiştir.
Project credits:
Architect: UUfie
Owner: Joanie Ellen/Artist; Alex Klein/Philosopher
Contractor: North Arrow Limited
Structural: Moses Structural Engineers
MEP: Hayward Consulting & Design
Kaynak: dezeen