Psikanalizde Bastırma: Kuramdan Kanıta Bir Tartışma
Giriş ve Kavramsal Çerçeve
Psikanalizin merkezinde, Sigmund Freud’un 19. yüzyılın sonlarında geliştirdiği bastırma (Almanca Verdrängung) kavrama yer alır Bastırma kuramına göre zihin, aşırı kaygıyı önlemek amacıyla travmatik olayları otomatik olarak bellekten uzaklaştırır ve Freud bu mekanizmanın nevrozların kökeninde önemli bir rol oynadığını öne sürmüştür. Kurama göre bastırılmış anılar bilinçli hale getirildiğinde söz konusu durumun tedavi edilebileceği varsayılmıştır. Bu görüş, giriş düzeyindeki psikoloji derslerinde yaygın biçimde öğretilmekte ve kurgusal metinlerde bir doğru gibi kabul edilmektedir; ancak Freud’un bastırma kuramı hiçbir zaman sağlam bilimsel kanıtla doğrulanmamıştır (Hockmann).
Bastırılmış anı, travmatik bir olayın zihinde bilinçli biçimde saklanan ve burada bilinçli düşünce, istek ile eylemi olumsuz yönde etkilediği söylenen anı olarak tanımlanmaktadır. Rahatsız edici deneyimlerin bilinçlince bastırılması oldukça yaygındir; birçok psikolog cinsel taciz veya tecavüz gibi travmatik deneyimlerin bilinçdışı biçinde bastırılmasının geri tepen bir savunma mekanizması olduğuna inanmaktadır. Bu görüşe göre rahatsız edici olay unutulur ancak affedilmez ve bilinçli zihinin altında gizlenerek anoreksiyadan uykusuzluğa, intihar eğilimine kadar uzanan çok sayıda psikolojik ile fiziksel sorundan sorumludur.
Bastırma Mekanizmasının Bilimsel Durumu
Bastıran bir olayın anılarının bilinçdışı biçinde bastığı kuram tartışmalıdır. Hem travmatik deneyimlerin genellikle bilinçdışına bastığı fikrine hem de bu bilinçdışı anların fiziksel veya zihinsel hastalıklarda önemli nedensel faktörler olduğu iddiasını destekleyecek az miktari kanıt bile yoktur (Pope). Çoğu insan, çok genç olmadıkça ya da olayın yaşandığı anda baygınlığa uğramadıkça travmatik deneyimlerini unutmaz.

Bastırmanın bilimsel kanıtının gücü, terimin tam olarak nasıl tanımlandğına bağlıdır. Bir deneyimi bilinçlince bastırma anlamında dar şekilde tanımlandığında, varlığından şüphe etmeye pek neden yoktur; ancak travmatik deneyimleri dışarıda tutmak için bilinçdışı ve savunmacı bir işlevle çalışan bir bastırma mekanizması hakkında konuştuğumuzde durum oldukça belirsizleşir.
Çocuklarda ile yetişkinlerde gerçek hayat travmalarıyla ilgili anılarla ilgili kanıtlar, bu olayların iyi biçimde hatırlandığını göstermektedir. Chowchilla kaçırılmaları, ilköğretim okulunda kesici sivri uçlu silahla öldürülme ya da Kansas City’deki bir oteldeki gök yürüyüş yollarının çökmesi gibi korkunç olaylar için tam anlamıyla amnezi neredeyse hiç yoktur (Schacter 1996, 256).
Tekrarlayan Travmalar ve Dissosiyatif Kuramlar
Psikolog Lenore Terr, bastırılmış anı terapisinin savunucusudur ve bastırmanın tekrarlayan veya çoklu travmalarda—örneğin defalarla tacize uğrayan bir çocukta—forunda gerçekleştiğini öne sürmektedir. Schacter’a göre “bilginin tekrarıyla ilgili yüzlerce çalışma, o bilgi için bellek kaybından ziyade bellekte iyileşme olduğunu göstermiştir.” Tekrarlayan travmalara maruz kalan insanların—çocuklar dahil—even savaştaki deneyimlerini genellikle hatırladığı da not edilmektedir.
Büyük bir travmaya uğrayan kişi çoğu zaman olayı zihninden ya da rüyalarından çıkaramaz. Terr’in kuramına göre çocuk, o korkunç olayları bilinçten uzaklaştırmak için bastırma konusunda alıştırılır ve unutmak çocuğun hayatta kalmasına yardımcı olabilir; ancak onun dissosiyatif kuramu spekülasyona dayanmaktadır, bilimsel kanıt değildir.
Klinik Boyutlar: Bastırılmış Anı Terapisi Tartışması
Çok psikolog rahatsız edici deneyimlerin—cinsel taciz dahil—even bilinçlince bastırılmasının oldukça yaygın olduğunu ve bu tür olayların yıllar sonra kendiliğinden hatırlanabileceğini gerçek olarak kabul eder. Tartışmanın çoğu bastırılmış anı terapisi (BAT) sırasında geri getirilen anılar etrafında toplanmaktadır. BAT’ın eleştirmenleri, birçok terapistin hastalarına bastırılmış anıları geri getirmede yardımcı yerine sahte anıklar önerip ektiğini öne sürmektedir: yabancılar tarafından kaçırılma, cinsel taciz ve satanist ritüeller konusunda…
Akademik Sonuç ve Değerlendirme
Psikanalizde bastırma kavramı, disiplin tarihinin en çarpıcı tartışmalarından birini temsil etmektedir. Freud’un kuramsal mirası klinik pratikte der izler bırakmış olsa da, bu mekanizmanın bilimsel geçerliliği ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Bellek araştırmaları, travmatik olayların çoğu zaman iyi biçimir hatırlandığını ve bellek kaybından ziyade bellek bozulması ile sahte anı oluşumunun daha yaygın olduğunu göstermektedir. Bu bulgu, “Bellek Savaşları” olarak adlandırılan tartışmanın merkezini oluşturmaktadır (Crews; Loftus).
Psikanalizin bastırma kuramına ilişkin bu eleştiriler, disiplinin felsefi ile ampirik temelleri arasındaki gerilimi de ortaya koymaktadır. Terapötik pratikte hastaların deneyimlerinin meşruiyeti korunurken, anıların mutlak doğruluğu öne sürülmesi bilimsel açıdan sorunludur; sahte anıkların aileleri yıkıcı etkileri bu konuda kritik bir uyarı niteliği taşımaktadır (Goldstein).
Akademik Değerlendirme ve Kaynakça
Aşağıdaki kaynaklar, psikanalizde bastırma kavminin kuramsal tartışmalarını ve bellek psikolojisindeki ampirik bulguları içermektedir:
Kitaplar ve Makaleler:
– Ashcraft, Mark H. Human Memory and Cognition (Addison-Wesley Pub Co., 1994).
– Baddeley, Alan D. Human Memory: Theory and Practice (Allyn & Bacon, 1998).
– Baker, Robert A. Hidden Memories: Voices and Visions From Within (Buffalo, N.Y.: Prometheus Books, 1992).
– Crews, Frederick. “Memory Wars: Freud’s Legacy in Dispute” (New York Review of Books, Reprint Edition, 1997).
– Dawes, Robyn M. Everyday Irrationality: How Pseudo Scientists, Lunatics, and the Rest of Us Systematically Fail to Think Rationally (Westview Press, 2001).
– Erwin, Edward. A Final Accounting: Philosophical and Empirical Issues in Freudian Psychology (MIT Press, 1995).
– Gardner, Martin. “The Memory Wars” (Skeptical Inquirer, cilt 30 no. 1 ve 2, 2006).
– Goldstein, Eleanor C. “Confabulations: Creating False Memories, Destroying Families.” Sirs. (1992).
– Loftus, Elizabeth. The Myth of Repressed Memory (New York: St. Martin’s, 1994).
– Pendergrast, Mark. Victims of Memory: Sex Abuse Accusations and Shattered Lives, 2nd ed. (Upper Access Book Publishers, 1996).
– Schacter, Daniel L., editör. Memory Distortion: How Minds, Brains, and Societies Reconstruct the Past (Harvard University Press, 1997).
– Schacter, Daniel L. Searching for Memory—the brain, the mind, and the past (New York: Basic Books, 1996).
– Schacter, Daniel L. The Seven Sins of Memory: How the Mind Forgets and Remembers (Houghton Mifflin Co., 2001).
Web Siteleri ve Makaleler:
– Shankar Vedantam, “Was Repressed Memory a 19th-Century Creation?” Washington Post, Şubat 26, 2007.
– Benedict Carey, “Twelve Myths about False Memories.”
– Elizabeth Loftus ile Katherine Ketcham, “Truth or Invention: Exploring the Repressed Memory Syndrome” (The Myth of Repressed Memory alıntıları).
– Elizabeth F. Loftus, “Creating False Memories”; “The Reality of Reppressed Memories.”
– Kenneth S. Pope, Ph.D., ABPP ve Laura S. Brown, Ph.D., ABPP, “Recovered Memories of Abuse: Assessment, Therapy, Forensics.”
Ayrıca Bakınız: Dianetikler, hipnoz, sahte anı, zihin, çoklu kişilik bozukluğu, bastırılmış anı, bastırılmış anı terapi ve bilinçdışının.
Kaynak Notu: Bu çalışma, http://skepdic.com/repressedmemory.html üzerindeki arşiv verilerinden yararlanılarak güncellenmiş ve akademik formatta derlenmiştir.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔


Yanıt yok