Jonathan Hau-Yoon, anlamlı bir çevre stratejisi oyunu olan Terra Nil‘i yaratmak için ilham ararken, hayat arkadaşı Sabrina Becker’in yaratıcı dünyasına yöneldi. Sabrina, ilk buluşmalarında kendi diktiği bir elbiseyle dikkat çekmiş ve tekstil tasarımı okumayı planlamış ancak sağlık sorunları nedeniyle bu hayalini ertelemek zorunda kalmıştı. İkili, elbise tasarımının yaratıcı süreçlerini oyunlaştıran “Dressmaker” adlı projeyi geliştirdi.
Oyunun temelinde, kumaş parçalarını desene yerleştirme ve iplik yönünü dikkate alma gibi kararların yanı sıra, 3D model üzerinde giysi oluşturma, düğmeler ve süslemelerle kişiselleştirme gibi unsurlar bulunuyor. Oyuncular, farklı müşteriler için özel tasarımlar yaparken yaratıcılıklarını konuşturabiliyorlar.
Hau-Yoon, projenin başarısı için Free Lives’daki iş arkadaşları ile yakın çalışmaya karar verdi. Prototip, kısa sürede büyük ilgi gördü ve yüz binlerce kişiye ulaştı. Ancak asıl dönüm noktası, oyuncuların tutkusu oldu. Birçok oyuncu, sadece oyunu denemek için yeni hesaplar açtı ve oyun hakkındaki düşüncelerini uzun yorumlarla paylaştı. Bu geri bildirimler, geliştirme ekibine büyük motivasyon sağladı.
Oyuncular, ütüleme gibi detayların bile oyuna dahil edilmesini istedi. Diğerleri ise, Barbie Fashion Designer tarzında, tasarımları gerçek kumaş üzerinde kullanma imkanı aradı. Hau-Yoon, “Gerçek kumaş simülasyonu yapmıyoruz” dese de, oyuncuların yaratıcılıklarını konuşturabilecekleri birçok farklı seçenek sunuluyor. Becker, “Oyuncular, elbiselerin üzerine resimler çiziyor, Starry Night ve Sistine Chapel gibi ikonik eserleri yeniden yorumluyorlar” şeklinde ekledi.

Oyuncuların kendi bedenlerine uygun kalıplar oluşturma isteği üzerine, geliştirme ekibi karmaşık bir ölçüm sistemi entegre etti. Bu sistem sayesinde, oyuncular giysilerin orantılı bir şekilde daralmasını ve genişlemesini sağlayabiliyorlar. Programcı Ruan Rothmann’ın “Dressmaker, üzerinde çalıştığım en teknik açıdan zorlu oyun” sözleri, projenin karmaşıklığını gözler önüne seriyor.
Becker’ın deneyimleri ve tekstil tarihine olan bilgisi, oyunun “vintage” havasını yakalamasına yardımcı oldu. Oyun, oyuncuları belirli bir döneme bağlamadan, genel olarak “elbise dikmenin yaygın olduğu bir çağı” yansıtıyor. Kerstin Hall’un yazdığı hikayenin de oyunla entegre edilmesi, oyuncuların tüm elbiseleri dikebilmesini sağlamak amacıyla önemliydi. Becker, “Eğer bazı kararlar nedeniyle belirli bir karakter için düğün elbisesi dikme fırsatını kaçırırsam, bu beni çok üzebilirdi” şeklinde konuştu.
Oyunun geliştirilmesi sırasında Becker, oyun dünyasına tamamen dahil oldu ve “Her şey sayılar ve tablolar!” şeklinde tanımladı. Hau-Yoon ise, “Bir ‘vibe’ı nasıl puanlayacağımızı anlamak çok zor” itirafında bulundu. Geliştirme ekibi, oyunculara unutulmaz bir deneyim sunmak için büyük çaba gösterdi. Becker’ın kendi kullandığı eski Singer dikiş makinesinin sesleri bile oyunun atmosferine katkıda bulunuyor. “Makasın sesi beni çok mutlu ediyor” diyen Becker, bu detayların önemini vurguladı.

[MEDIA_0: ‘You can get incredibly creative in a way that you couldn’t in real life’ … Dressmaker. Illustration: Cozy Lives/Free Lives]
Dressmaker, 21 Eylül’de PC platformunda oyuncularla buluşacak.
Kaynak: guardian-culture