The Artnet Bulletin ile her gün sanat dünyasından beş önemli haberi kaçırmayın. Her sabah farklı bir yazarımızdan öğreneceğiniz yeni bilgiler olacak.
Bugün Kaçırılmaması Gereken Haber:
Zachary Small’ın New York Times’ta yayınlanan “Yayoi Kusama‘nın Gizemli ve Yalnız Son On Yılı” başlıklı haberi, sanat dünyasında bomba etkisi yarattı. Kusama’nın, inanılmaz popüler olmasına rağmen son yıllarında yaşadığı inzivayı gözler önüne seren bu yazı, okurken içimde bir burukluk uyandırdı. Kusama, eserleri açık artırmalarda 10.5 milyon dolara kadar alıcı bulurken, yataklarından kalkmakta zorlandığı ve kimsenin onu görmediği bir dönemden geçti. Vakfının açıklamalarına göre, uzun yıllar kaldığı psikiyatri hastanesinden ayrılıp başka bir tesise taşındı ve Temmuz 2026’ya kadar orada resim yapmaya devam etti. Ancak Kusama’nın cenazesinin gizli tutulması ve farklı bir isimle gerçekleştirilmesi, bu paradoksu daha da derinleştirdi.

Sanat piyasası içinde duyulan iddialara göre, Kusama’nın eserlerinin ardındaki kararların son 15 yıldır aslında onun tarafından verilmediği söyleniyor. Kimin bu imparatorluğun arkasındaki deha olduğunu öğrenmek istiyorum.
Gözümde Canlanmayan Bir Van Gogh İmzası…
Conan O’Brien, Vincent van Gogh kostümüyle (samandan yapılmış şapka, kırmızı sakal ve hepsi) HBO Max’in Conan O’Brien Must Go adlı seyahat programını tanıtmak için bir Instagram gönderisinde yer aldı. “Eğer eğlenceli bir tatil arıyorsanız, Amsterdam‘a gelin ve benim muhteşem resimlerimi görün,” dedi, Van Gogh olarak. “Ben artık hayattayım. Çok uzun zaman önce öldüm ve insanlar hala benim eserlerimden çok para kazanıyor. Ama yine de, ben Amsterdam’ı seviyorum. Buradan hiç gitmemeliydim.” Bu tanıtımda peynirlerden, ekmekten ve… prostitute’lerden bahsediliyor. Sonuncusunu muhtemelen dememiştim ama bu benim hikayemin önemli bir parçası.
Kaçırılmaması Gereken Bir Sergi…
Carole Feuerman’ın Chelsea’deki Ethan Cohen Galerisi’ndeki harika kişisel sergisini görmek için sadece iki gün kaldı. “I Am Mine, Without Permission” adlı sergide 1970’lerden 1990’lara kadar uzanan dönemlere ait hiperrealist heykeller yer alıyor. Çoğunlukla erkek ve kadın bedenlerinin yarım kalmış halleri, radikal bir samimiyetle sunuluyor. Her kırık tırnak, Band-Aid ve güneş yanığı, reçine, mermer, silikon ve lak gibi malzemelerle ustalıkla işlenmiş. Bu eserler, Feuerman’ın daha sonraki, ünlü yüzücü heykellerinden önce yapılmış. Park Avenue’da 2023 yılında, Eyfel Kulesi’nde 2024 Paris Olimpiyat Oyunları sırasında ve bu yaz Chicago’daki Magnificent Mile’da sergilenen eserlerden farklı bir döneme ait. Bu daha önceki eserler, sanat dünyasının farklı bir dönemine gönderme yapıyor.
Rembrandt’ın Eve Dönüşü…
17. yüzyıldan kalma bir Rembrandt self-portresinin Gotha, Almanya’daki uzun süreli evinden 80 yıl sonra, “Rembrandt 1632: The Creation of a Brand” adlı sergi için Ducal Museum’da Schloss Friedenstein’de sergileniyor. Bu eser, daha önce 1946 yılında Sovyet kontrolündeki Gotha’dan alınarak Amerikan kontrol bölgesine taşınmış ve iki Alman müzesi arasında bir çekişmeye yol açmıştı. Bavyera hükümeti tarafından yaklaşık 18.000 dolara satın alındıktan sonra Münih’teki Alte Pinakothek’de sergilendi. Sanat çevrelerinde, eserin tekrar Gotha’ya dönmesiyle ilgili yeni tartışmaların yaşanabileceği söyleniyor.
Unutulmaması Gereken Bir Söz…
“Sanat eserlerinin değeri, onları gören kişinin gözünde yatar,” diye. Bu sözler, Jeffrey Epstein’in Leon Black’in vergi yükümlülüklerini azaltmaya yönelik çalışmalarında kullanılmış. Epstein, hizmetleri için 158 milyon dolarlık faturayı öderken, bunun bir sanat eseri olduğunu ve koleksiyonundaki diğer eserlerden daha değerli olduğunu belirtmiş.
Pazartesi günü Andrew Russeth’in devralacağı.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔



Yanıt yok