Longreads ekibi olarak, küratörlüğün ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Yıllardır s.e. smith’in okuma önerilerini takip ediyorum; genellikle daha az bilinen kaynaklardan hikayeler buluyor. Algoritmaların aynı şeyleri sürekli sunduğu bir dönemde, smith’in Bluesky paylaşımları, kediler ve şeftalilerin fotoğraflarıyla birlikte, insanı rahatlatan bir soluk alım fırsatı sunuyor.

Northern California’da yaşayan, National Magazine Award ödüllü bir gazeteci ve yazarlık yapan s.e. smith, çağdaş kültürü merkeze alan eserler üretiyor; özellikle iş hayatı, engellilik, teknoloji, feminizm, ölüm ve hayvan hakları gibi konulara odaklanıyor. Yeni çıkan kitabı All My Dead Cats and Other Losses: Practicing Good Grief in a Culture That Fears Mourning‘in başında şu soruyu soruyor: “Kaybı daha çeşitli şekillerde deneyimleyebilir miyiz?” Kitabında, kedilerinin ölümüyle ilgili kişisel hikayelerini anlatarak, kaybın kültürel anlamını sorguluyor ve Amerikan toplumunun ölümle yüzleşmekten kaçma eğilimini eleştiriyor. Smith, kitabında yas tutmanın bireysel bir süreç olmaktan çıkıp, kolektif bir deneyim olması gerektiğini savunuyor.

Smith’in projelerinden biri olan feminist medya kolektifi , kültürel eleştirinin merkezinde yer alıyor. Kolektif, algoritmalara meydan okuyan ve “hikayelerin duyulmasını sağlamak için bir alan” sunan bir platform. Smith, kültürel eleştirinin önemine vurgu yaparak, “Eğer kültürel eleştiriyi koruyamazsak, aynı hataları tekrar ederiz,” diyor yakın zamanda yaptığı bir röportajda. Okumanın önemi konusunda da şunları ekliyor: “Okumak, birbirimizle bağlantıda kalmamızı sağlar.” Longreads olarak biz de okumayı destekliyoruz.

—Cheri Lucas Rowlands

Nerede büyüdünüz?

Üç farklı yerde büyüdüm. İlk olarak, Northern California’daki Elk kasabasında, büyük bir ormanlık alanda yaşadım. Babam burada ormancılık yapıyordu ve mülk sahibi sadece gerektiğinde ağaç kesiyordu. Bu deneyim, ormancılığın sürdürülebilir olabileceğini gösterdi. Ayrıca, Yunanistan’da Xhios ve Lesbos adalarında yaşadım. Farklı bir kültürü deneyimlemek ve farklı insanlarla tanışmak kişisel gelişimime katkı sağladı. Çocukluğum Yunanistan’da geçmesi, ölüm ve yas konularına bakış açımı şekillendirdi. Son olarak, Northern California’daki Caspar kasabasında futbol oynadık, oy verme yeri evimizdi ve komşunun inekleri bazen kaçardı. Bu deneyimler toplumsal bağların önemini anlamamı sağladı.

Hangi yerler size “ev” gibi geliyor?

“Ev”, bir yer olmaktan ziyade bir ruh hali. Çocukluk evim Caspar, hala içimde bir yer. Ev, arkadaşlarla oyun geceleri, bahçede sohbetler, uzun yürüyüşler ve güvenebileceğiniz insanlarla vakit geçirmek demek. Başka insanlar da “ev” olabilir.

Aileniz dışında sizi en çok etkileyen kişiler veya şeyler nelerdir?

2025’te hayatını kaybeden Alice Wong, üzerimde derin bir etki bıraktı. Alice, engelliliğe karşı duruşu, “engellilik neşesi” kavramına olan inancı ve dayanışmanın önemini vurgulamasıyla ilham vericiydi. Ayrıca, sosyal adaletsizliklere karşı ses yükseltmesi ve güçlü bir yazardır. Onunla geçirdiğim zamanlar benim için çok değerliydi ve onun mirasını yaşatmaya devam edeceğim.

Günün hangi saatini tercih edersiniz?

Gün batımını severim. Güneşin batışı, gökyüzünde turuncu, pembe ve sarı renklerin dans ettiği o eşsiz anlar beni büyüler. O sırada hafif bir rüzgar eser ve her şey sessizleşir. En güzel gün batımı manzarası, deniz kenarındaki kayalık alanlarda izlenir.

Ne konuda çok iyisiniz?

Şeyleri bozmakta! Yeni ve daha önce mümkün olmayan şekillerde bir şeyi nasıl bozabileceğimi bulabiliyorum. Yazılım geliştirme arkadaşlarıma beta testlerinde yardımcı olurum, çünkü onlara en tuhaf hataları gösterebilirim. Bu beceri bazen üzücü olsa da, aynı zamanda şeylerin nasıl çalıştığını anlamama ve onları tamir etmeme yardımcı oluyor.

Aldığınız en iyi hediye neydi?

San Francisco’da yaşadığım bir dönemde, bir arkadaşımla buluşmak üzereydim, ama panik atak geçirdim ve kendimi kaybettim. Bir hipster beni eve götürmek için kendi planlarını değiştirdi. Bu jest, bana her zaman yardımseverliğin önemini hatırlatıyor.

En sevdiğiniz yemek ne?

Babamla birlikte yaptığımız spanakopita gibi yemekler benim için özel bir yere sahip. Ayrıca, Yunan mezeleri de çok severim: zeytin, turşu, babaganuş, fet peyniri ve ızgara ahtapot gibi.

Ses mi, sessizlik mi?

Bu duruma göre değişir. Ancak, en çok denizin sesini severim. Bazen de sessizliği tercih ederim, çünkü dünyada çok fazla gürültü var.

En iyi düşüncelere hangi ortamda ulaşıyorsunuz?

Yürüyüş yaparken veya duş alırken. Hareket ve doğayla iç içe olmak, zihnimin berraklaşmasına yardımcı oluyor.

Hayatınızdaki en önemli yolculuk neydi?

Toplumsal baskılarla yüzleşmek ve “fazla” veya “zor bir kişilik” olarak etiketlenmenin ötesine geçmek benim için çok önemliydi. Bu süreç, özgüvenimi artırdı ve kendimi daha iyi ifade etmemi sağladı.

Hangi yazarları takip edersiniz?

Kate Wagner’ın çalışmalarını severim. O, kültürel eleştirinin en iyilerinden biri. Yazıları düşündürücü ve ilham verici.

Hangi kelimeleri çok kullanırsınız?

“Düşünüyorum” veya “hissediyorum” gibi ifadeler yerine daha doğrudan bir dil kullanmaya çalışıyorum.

Gizli tutkunuz nedir?

Viyolent filmler izlemeyi severim. John Wick serisi benim için özel bir yere sahip.

Hangi süper güce sahip olmak isterdiniz?

Dünyadaki tüm milyarderleri ortadan kaldırmak isterdim.

Hangi hayvanla kendinizi yakın hissediyorsunuz?

Kedilerle. Onların bağımsızlığı ve insanlara olan bağlılıkları beni etkiliyor.

Boş zamanınızda ne yaparsınız?

Okumayı veya bahçeyle uğraşmayı tercih ederim.

Zaman kapsülüne neler koyardınız?

Günlükler, gazeteler ve dergiler gibi kişisel kayıtlar, yemek, meyve, haberler, tasarımlar ve daha fazlası.

Hangi yazarları takip edersiniz?

Kate Wagner’ın çalışmalarını severim. O, kültürel eleştirinin en iyilerinden biri. Yazıları düşündürücü ve ilham verici.

s.e. smith bir yazardır.

Buy onBookshoporAmazon

Kaynak: Longreads