Bilinç Nedir ve Neden Tanımlanması Zordur
Bilinç, insanda farkındalığın, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak kabul edilen yetidir. Zihnin kendi içeriklerinin farkında olduğu, içebakış yoluyla bilinen, duyumları, algıları ve anıları ihtiva eden bölümüdür. Tanımlaması daha çok doğrudan olmasından ziyade dolaylı yollardandır çünkü bilinç ağırlıklı olarak kişisel bir deneyimdir. Bu nedenle birçok farklı şeyi ifade edebildiği için zor bir kavramdır.
Bilinç çoğu kez “farkında olma, farkındalık” ile aynı anlamda kullanılır. Yani bilinçli kabul edilen varlıkların “nesnel/dışsal gözlem” ve “öznel/içsel gözlem”leri vardır. Bilincin bütün tanımları temelde hep aynı gibidir, ama her tanım “eski bir şişede yeni bir şarap gibi” sunulur. Bazıları ise “görüntüyü kurtarmak” adına öne sürülmüştür.
Bilinç ile İlgili Tanımlama Çabaları
Bilinç hakkında basit ve anlamlı tanımlamalar da mevcuttur. “Canlı maddenin öğretimini denetleyen özel bir öğretmendir, bazen yeterince eğitilmiş olan öğrencisi, öteki görevleriyle uğraşmak için yalnız bırakır” şeklinde bir tanımlama bulunur. Bir başka tanımlamaya göre ise bilinç, “bir kişinin kendi varlığının/var oluşunun, duyularının, düşüncelerinin, çevresinin farkında olması”dır.

Bilinç hakkında tanımlama yapacak bir doctor universalis (evrensel bilgin) bulmak mümkün değildir. Bekleneceği gibi ani bilgizlikten, ani bilgili bir duruma geçme, ani bir kavrayış (anagnoresis) de mümkün gözükmemektedir.
Öznelcilik ve Bilincin Doğası
İçsel, kişiye ait olan öznel bakış açısıyla bakıldığında bilincin bazı özellikleri tamamen başka biri tarafından değerlendirilemez. Her zaman öznel olan “görüyorum, hayal ediyorum, inanıyorum, düşünüyorum” gibi kendi içselliğimize ait ifadeler kullanırız. Bütün bunlar, öznel yapımızla birlikte geçmiş ve geleceği göz önüne alarak, geçmiş deneyimlerimizin sentezinden oluşurlar. Bu zamana bağlı yerleşik durum belleğimizle de yakından ilişkilidir.
Felsefeci Daniel Dennett bilinci, beynin değişik bölgelerinin aynı anda değişik işler yaptığı ve olayları kendine göre yorumladığı yaratıcı kargaşa olarak kabul eder. Ortada tek ve doğru bir yorum yoktur. Dennett, bilinci kafalarının içinden dışarıya bakarak anlamaya çalışan bir insan olarak tanımlayan düşünceleri eleştirir ve “Belki de, bir tanım bulmaya çalışmamalıyız” der. Bu çeşitlilik göz önüne alındığında tanım yanıltıcı da olabilir.
Bilinçin Kolay ve Zor Problemleri
Bilinç hakkında bugünkü tartışma David Chalmers tarafından öne sürülen ve ayrımı yapılan bilincin “kolay” ve “zor” problemleridir. Kolay problem, bilinç deneyimi olmaksızın sinir hücresel olayların doğasını anlamadır. Bir dereceye kadar bu soru yanıtlanmıştır. Bunlar arasında “beyinde paralel bilgi işleme nasıl oluşur?”, “Bellek nasıl deplanır ve geri çağrılır?” ve “Seçici dikkatte hangi mekanizmalar devreye girer?” gibi sorulara kısmen yanıtlar oluşturulmuştur.
Zor soru ise, bilincin genel açıklamasını içerir. Nasıl fiziksel dünyadan bilinç doğar? Niçin bazı sinir hücresel olaylar bilinçli deneyimle sonuçlanırken diğerleri sonuçlanmaz? En önemlisi de bilinç denilen şey nedir?
Fiziksel Bakış Açısı: Roger Penrose
Fizikçi Roger Penrose’a göre bilinç, fiziksel olarak yanına yaklaşılması gereken ve bilimsel bir kavramdır. Tanımlamadan ziyade tarif edilmesinin daha uygun olacağını belirterek, bilinci aktif ve pasif olarak iki parçaya ayırır. Renk ve armonilerin algılanmasını farkındalıkla birlikte pasif olarak kabul ederken, bilincin özgür irade ile iş görme yeteneğini de aktif kısmı olarak ele alır.
Penrose, anlayışı bu ikisi arasına yerleştirir ve farkındalıkla anlayışın ayrılamayacağını, eğer farkındalık olmazsa anlayıştan bahsetmenin anlamsız olduğunu belirtir. Zekayı da anlayışa bağlar.
Ayrımlar: Aktif-Pasif ve Fenomenal-Psikolojik
Aktif ve pasif bilinç yanında değişik ayrımlar da vardır. Birincil bilinç ile dönüşlü (kendine dönen: reflective) bilinç arasındaki keskin ayrım bunlardandır. Birincil bilinç daha basittir ve duyusal uyarıların farkındalığı ile birliktedir. Bu tür bilinç, beyinde bazı işlemlerin bilinçli bazılarının bilinçaltı aracılığı ile nasıl yapıldığını anlatır. Dönüşlü bilinç ise benlik ile ilişkilidir ve “ben” veya “benim, kendim” temsiliyeti ile ilgili bir kavramdır.
Başka bir ayrım ise fenomenal ve psikolojik bilinç arasında yapılır. Fenomenal bilinç “bazı fenomenal niteliklerin varlığını ifade eder, yani ‘birincil kişi’ deneyimini yansıtır”. Psikolojik bilinç ise uyanıklık, içgörü, aktarabilirlik, kendilik–bilinci, bir şeye dikkat veya bilgisini (farkındalığı) ifade eder. Felsefi bakış açısı ile fenomenal bilinci açıklamak çok zordur. Bu, Thomas Nagel’in sorduğu “(Yarasa)…gibi olmak nasıl bir şeydir?” sorusunun yanıtını vermek anlamına gelir.
Ruh-Beden İlişkisi ve Sözcüklerin Anlamı
Çoğu felsefeci hem antikçağda hem de modern felsefenin doğumu sıralarında bedenden farklı olan ve genellikle karşıtında bulunan “bir şey” için farklı tanımlamalar ve adlandırmalar kullanmışlardır: pneuma, öz, töz, tin, can, ruh, nefs, maneviyat, akıl gibi…
Berkeley, “Sık sık şaşırır ve genellikle kullanımda olan sözcüklerin duru ve belirli anlamlarını elde etmede güçlüklere düşeriz” der. Yanlışaya neden olan “şey” ya da “töz” kelimesinden ziyade anlamları üzerine düşünme tutumudur diyerek “sözcüklerin anlamını bir karara bağlamak istiyorum” ifadesi ile çözüm sunmaya çalışır. Berkeley, “Terimler bir ölçüde konuşmayı kısaltmak için ortak alışkanlık tarafından yaratılmış ve bir ölçüde de öğretim amacıyla düşünülmüşlerdir… Gerçeklik arayışında doğru olarak anlamadığımız terimler tarafından yanlışaya düşürülmeye dikkat etmeliyiz… Neredeyse tüm felsefeciler uyarıda bulunurlar ve çok azı ona dikkat eder” der.
Bu açıklama Vikipedi kaynaklarından uyarlanmıştır ve şu lisans altında sunulur: CC BY-SA 4.0.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔



1 yanıt
[…] Çekebilir: Bilinç: Tanımlanması Zor Bir Deneyim Olarak Farkındalık ve Bilim Dünyası → Kaynak: Designboom […]