Ünlü fotoğrafçı Denis O’Regan, kariyerinin zirvesinde bulunduğu 20 yıl boyunca Türkiye’nin önde gelen bilim, teknoloji ve kültür yayınlarında başyazar ve haber editörü olarak görev yapmıştır. Şimdi, onun David Bowie ile olan özel anlarını gözler önüne seren benzersiz bir sergiye odaklanıyoruz.
1983 yılında, Denis O’Regan, fotoğrafçılar için hayallerin ötesinde bir fırsat yakaladı: David Bowie‘nin dünya çapındaki turunda ona eşlik etmek. Yıllar boyunca, O’Regan, ikonik müzisyeni sahne arkasında ve önünde görüntüledi; 10.000’den fazla fotoğrafı içeren etkileyici bir arşiv oluşturdu. Bu fotoğraflardan seçilmiş olanlar, şimdi Venedik‘teki sürükleyici bir kurulumda sergileniyor.
“David Bowie: Unseen | Unheard” sergisi, 83. Venedik Uluslararası Film Festivali‘nin (2-12 Eylül) “Venice Immersive” bölümünde yer alacak ve SXSW London’daki ilk gösteriminin ardından sunulacak. Sergi, 800 fotoğrafı bir araya getiriyor; bu fotoğraflar, 60 L-Acoustics L-ISA hoparlör aracılığıyla aktarılan mekansal ses manzaralarıyla destekleniyor. Ziyaretçiler, Nick Ryan’ın orijinal kompozisyonlarını, Bowie’nin müzik parçalarını ve fotoğrafçının yorumlarını dinleyecekler.

O’Regan’a göre, sergi nostaljik bir yolculuktan ziyade, her fotoğrafın çekildiği anda ziyaretçiyi içine almayı amaçlıyor; bu, fotoğrafları deneyimlemenin taze bir yolu olacak. “Görüntüler yeni bir hayata kavuşuyor,” diyor O’Regan. “Birçoğunun tarihi ve kültürel değeri var.”

Kendini yetiştirmiş olan O’Regan, kariyerine 1970’lerin sonlarında Londra’nın gelişen punk sahnesini belgeleyerek başladı; daha sonra Bowie tarafından Serious Moonlight turu için resmi fotoğrafçı olarak görevlendirildi. Görevi basitti: her şeyi yakalamak. “Herhangi bir şey yapma özgürlüğüne sahiptim, istediğim yerde,” diyor O’Regan. “David’ın benden daha fazla fotoğraf çekmemi istemesi önemliydi.” Aslında, tur sırasında sıkça duyulan bir ifade, Bowie’nin “Denis nerede?” diye sormasıydı.

O’Regan’ın fotoğraflarında, Bowie lüks bir yıldızdan ziyade bir belgesel konusu olarak ortaya çıkıyor. Avrupa, Amerika ve Asya’daki sahnelerde performans sergilerken dramatik görüntüler bulunsa da, daha çok korumasız anlar ön plana çıkıyor. David, Bangkok’ta bir teknede dinlenirken, Berlin Duvarı’nın yanında poz verirken ve Singapur’da bir alışveriş merkezinde görülüyor; bu anlarda rahat ve samimi bir duruş sergiliyor. Bu, onun kamerayla ve fotoğrafçıyla olan ilişkisine dair önemli ipuçları veriyor.

O’Regan, 1987 ve 1990 yıllarındaki Bowie turlarını da fotoğrafladı; bu sayede yaklaşık 200 konser kaydetti. Queen, Duran Duran, Rolling Stones ve Pink Floyd gibi birçok önemli sanatçıyla çalışsa da, “David ile en çok zamanı geçirdiğim kişi oydu,” diyor.

Oluşturduğu arşiv o kadar geniş ki, sergi için fotoğrafları incelerken bile O’Regan, “Çektiğimi unuttuğum veya elimde olduğunu bilmediğim fotoğraflara rastladım,” diyor. Bu, tur sırasında en iyi fotoğrafları seçip geri kalanları attığı dönemden sonra bile geçerli.

O’Regan’ın birçok Bowie fotoğrafı kitaplarda yer aldı; bunlar arasında 2018’de çıkan “Ricochet: David Bowie 1983” (V&A koleksiyonunda bulunan bir kutu seti) ve geçen yıl çıkan “David Bowie by Denis O’Regan” bulunuyor.

“Unseen | Unheard” sergisi, David Bowie’nin 80. doğum gününün yaklaşmasıyla açılıyor. Ancak O’Regan için bu proje kişisel bir anlam taşıyor. Gençliğinde, Londra’daki Hammersmith Odeon’da Ziggy Stardust olarak sahne aldığı son konseri izledi ve bu deneyim onu derinden etkiledi. “Tiyatrodan çıktıktan sonra ne yapmak istediğimi biliyordum,” diyor. İşinden ayrılıp profesyonel bir fotoğrafçı oldu.

Sadece on yıl sonra, O’Regan, hayatını değiştiren adamı fotoğraflama fırsatı buldu. O zamandan beri, fotoğrafçı ile konu arasındaki ilişki neredeyse gerçeküstü bir yakınlık kazandı.

“Bangkok’ta bir teknede nehirdeydik,” diyor O’Regan. “David yemek yemişti ve öne uzanarak güneşleniyordu. Ben onun yanında durdum, her iki yanına da ayağımı koydum ve onu aşağıdan fotoğrafladım. ‘Tanrım, bu çok garip,’ diye düşündüm. On yıl önce bu adamı gördüm ve her şeyi değiştirdi. Ve şimdi, kollarının altında durarak Tayland’da fotoğraf çekiyorum.”
Kaynak: Artnet News