İngiltere’nin Londra merkezli Bloomsbury mahallesinde, Russell Square’ın ana caddesinin hemen arkasında yer alan The Imperial Bloomsbury adlı yeni nesil otel, konuklarına hem bölgenin zengin tarihini hem de çağdaş bir kimliği bir arada sunan bir konaklama deneyimi sunuyor. 1905 yılında Charles Fitzroy Doll tarafından tasarlanan ve o dönemden bu yana hizmet veren binanın iç mekânları Cube Design mimarlarıyla Trevillion Interiors ve Keane Brands firmaları tarafından yeniden kurgulanarak günümüze taşındı; toplamda 357 oda kapasitesiyle bölgenin yaratıcı ruhuna bir övgü niteliğinde tasarlanan otel, Wallpaper dergisinin ziyaret ettiği yeni bir konaklama adresi olarak karşısına çıkıyor.

Bloomsbury, yazarlar ve düşünürlerin uzun yıllardır ev sahipliği yapan, akademik bir mahalle olarak tanınıyor. Virginia Woolf ve E.M. Forster’in etkili Bloomsbury Grubu’na mensup olduğu, Charles Darwin, Charles Dickens ve Bob Marley’nin de farklı dönemlerde bu bölgede yaşadığı bilinen bir alan. Russell Square çevresinde Gower Street’in tarihi mimarisi ile gürültüden kaçış sunan sakin bahçeli sokaklar, şehrin daha içe dönük sakinlerine huzur verirken otelin bu atmosferik bağlamda konumlanması dikkat çekiyor.

Tarihi Katmanların Yeniden Okunması

Otelin tasarım yaklaşımı, dönemin estetiğini birebir yeniden üretmek yerine binanın geçmişini katmanlar olarak ele almaya dayanıyor. Keane ekibi, duvar kağıdına verdiği açıklamada “Dönem içi bir iç mekânı yeniden yaratmaktan kaçındık” diyerek, binanın orijinal Edwardian ve neo-Gothic karakterinin yanı sıra daha sonra eklenen cesur modernist mimarisini de tasarımın merkezine alıyor. Mevcut beton ve geometrik formlar “Brütalist bir tuval” olarak tanımlanırken, orta yüzyıl mobilyaları, sıcak dokular, mevsimsel renkler ve özenle entegre edilmiş aydınlatma ile yumuşatılıyor.

“Tarih tasarımı belirledi değil, sadece bilgilendirdi. Mimari geometri desenler ve detaylarda zarifçe yankılanırken, Bloomsbury’ye atıflar içeren seçkin sanat eserleri bölgeye dair güçlü bir his katıyor. Sonuç olarak binanın geçmişine saygı duyan ama ona taze bir kimlik veren çağdaş bir alan ortaya çıktı.”

Keane Tasarım Ekibi

Beton, binanın kimliğinin önemli bir parçası olmaya devam ederken doğal ahşap, döşeme ve dokulu kumaşlar gibi daha zengin, insan odaklı malzemelerle mekânın soğuk ve keskin yapısının yumuşatılması hedefleniyor.

Konforun Farklı Bir Adresi

Derginin ziyaretinde öne çıkan The Hideaway odası, küçük bir açık havuz terasıyla birlikte pavilyon altında gizli bir banyo imzalı, geleneksel otel odalarına playful bir yaklaşım sunuyor. Tasarımcılar, beton karakteriyle kontrast oluşturmak için eğri hatlı mobilya ve organik formlar kullanırken katmanlı altın tonlarında aydınlatma ile mekâna sıcaklık katıyor.

Imperial Bloomsbury

Otelin onuncı katında konuklara panoramik Londra manzarası sunan Arcus bar, akşam yemeğini bir işlem gibi algılatan klasik otel restoranlarına alternatif olarak öne çıkıyor. Ziyarette oda canlı ve yoğundu; uzakta parlayan BT Kulesi ile birlikte şehrin gökyüzü silüeti deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Kokteyl menüsü özgün kreasyonları meşhur klasiklerle birleştirirken, yemek menüsü atıştırmalıklara eğilimli hafif bir konsept izliyor; steak ve kuzu taco seçenekleri derginin beğenisini kazandı.

Spor meraklıları için ise Technogym makineleriyle donatılmış, serbest ağırlıklar ve kettlebell setleriyle donatılmış geniş bir jimnastik salonu bulunuyor. Salonun dışarıya açılan terasında antrenman sonrası dinlenme imkanı sunulurken, ortalamadan daha büyük olsa da iddialı rekor kırma beklentisi taşınmıyor.

Dinlenmek isteyen konuklar için ise komşu terasta bulunan Bell Room and Terrace, masa oyunları, gün boyu atıştırmalar ya da samimi sohbetler için bir alternatif sunuyor. Adının, otelin açıldığından beri mekânın bir parçası olan komşu terastaki beş çan’dan geldiği belirtiliyor; erişim City, Horizon, Hideaway, Nest ve Beacon gibi premium oda kategorilerinde konaklayan misafirlere ayrılmış durumda.

Derginin verdiği nihai değerlendirmede The Imperial, şehrin içinde bir kaçış noktası hissi veren, bağlamının zengin tarihini kutlarken aynı zamanda taze ve güncel kalan bir konaklama deneyimi olarak tanımlanıyor. Otel, 61-66 Russell Square adresinde, Londra WC1B 5BB kodlu bölgede yer alıyor.

Wake up in literary London at the new Imperial Bloomsbury

and

İlginizi Çekebilir: Fed Faiz Artırımı Borsaları Sarsarken: Dow Jones 450 Puan Kaybetti, Enflasyon Savaşı Devam Ediyor →
Kaynak: Wallpaper ↗