Island Records ve EMI, King’s Cross’ta bulunan ortak merkezlerini, 18 ay süren bir tasarım sürecinin ardından yeniledi. Interesting Projects adlı tasarım stüdyosu ile EMI’ın kreatif ekibi Studio Eye tarafından geliştirilen bu yeni tasarım, ofis ortamını bir galeri ve plak kapağı arasında bir dengeye getiriyor. Tasarıma daha önce üretilmiş 70 eser ve yeni komisyonlar verilerek Annie Leibovitz, Thierry Noir, Jeremy Deller, Corbin Shaw ve Anton Corbijn gibi isimlerin eserleri ofisin farklı noktalarına yerleştirildi.

Pancras Square bölgesinde bulunan merkez, iki farklı müzik şirketinin tarihini ortak bir mimari dile dönüştürürken, her şirketin kimliğini koruyor. 1959’da Jamaika’da Chris Blackwell tarafından kurulan Island Records ve 1931’de Londra’da kurulan EMI, Bob Marley ve The Beatles’ten Grace Jones, U2, Elton John, Amy Winehouse ve Taylor Swift gibi birçok ikonik ismi bünyesinde barındırıyor. Bu zengin mirası sadece resepsiyondaki birkaç çerçeveli plakla sınırlı tutmak yerine, tasarım bu tarihi duvarlara, mobilyalara, eserlere ve ofisin genel atmosferine yayarak canlandırıyor.

island records and emi turn their king’s cross headquarters into a spatial mixtape - 1
Gorsel Kaynagi: designboom

Renkler ve malzemeler, Londra’daki ortak çalışma alanının kimliğini şekillendiriyor. Fotoğraflar: Kensington Leverne

İki Müzikal Mirası, Renklerle Buluşuyor

Renkler, tasarımın önemli bir parçası. Island Records’un imzası olan Pantone 109C sarısı, şirketin 1967 ile 1970 yılları arasındaki ilerici ve folk dönemine gönderme yapan Pantone 671C pembe ile birleşiyor. EMI ise daha çok İngiliz etkilerini yansıtan, ancak geleneksel “souvenir shop” tarzından uzaklaşılmış kırmızı, beyaz ve Yves Klein mavi renklerini kullanıyor. Bu renk paletleri, aynı renkteki ALPI ahşap detaylar, paslanmaz çelik paneller ve özel tasarım çerçevelerle tüm ofise yayılıyor, böylece marka kimliği daha çok bir malzeme sistemi haline geliyor.

Sanat koleksiyonu da tıpkı renkler gibi, müzik tarihini mimariyle bütünleştirerek, ayrı bir galeriye hapsedilmesini engelliyor. Island Records bölümünde, Jamaika’nın Nurse Signs grubuna ait el yapımı bir mural bulunuyor. Diğer bölümlerde ise arşiv materyalleri ve çağdaş eserler yan yana yer alarak, şirketlerin kültürel evrimini yansıtırken, ofis ortamını günümüzle buluşturuyor.

island records and emi turn their king’s cross headquarters into a spatial mixtape - 2
Gorsel Kaynagi: designboom

Yenilenen merkez, sanat, müzik ve çalışma alanı tasarımını tek bir çatı altında bir araya getiriyor.

Dinleme Odası, Satış Noktası ve Çok Az Kurumsal Gri

Merkezin kalbinde yer alan özel tasarımlı dinleme odasında, İngiliz hi-fi üreticisi TPI Aerospace’in RN1 ve M210 stüdyo hoparlörleri bulunuyor ve bu oda, Turner Ödülü sahibi sanatçı Jeremy Deller’ın bir eseriyle taçlandırılmış. Island Records’un dinlenme alanında özel tasarım bir ses sistemi varken, özel olarak tasarlanmış bir kioskta ise sanatçı ürünleri ve Aries Arise, Always Do… ve Corteiz gibi markalarla yapılan sokak giyim işbirlikleri sergileniyor. Ofis, galeri ve mağaza arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor; sanki tasarım ekibi, sadece bunlardan birini seçmek zorunda kalmamış.

Interesting Projects, bu merkezi “uzamsal bir arşiv” olarak tanımlıyor ve müzik üretiminin yaklaşık bir asırlık tarihini sergileme ve küratörlük ilkeleriyle aktarırken, gelecekteki gelişmelere de yer bırakıyor. Studio Eye ile birlikte çalışan stüdyo, sanat, ses, renk ve malzemeyi sadece dekorasyon olarak değil, çalışma ortamının aktif birer parçası olarak ele alıyor. Sonuç ise, Island ve EMI’ın mitolojisine dayanan, ancak aynı zamanda hala üretimde olan kişilere odaklanan bir ofis ortamı ortaya çıkıyor: daha az kurumsal arka plan, daha çok yaşanmış bir kültürel katalog.

island records and emi turn their king’s cross headquarters into a spatial mixtape - 3
Gorsel Kaynagi: designboom

Eserler, tüm merkezin farklı noktalarına entegre edilerek dekorasyon olmaktan çıkarılıyor.

island records and emi turn their king’s cross headquarters into a spatial mixtape - 4
Gorsel Kaynagi: designboom

İç mekanlar, ofis, galeri ve kültürel alan arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor.

Kaynak: designboom