Kopenhag Moda Haftası’nın hareketli atmosferinde, Galib Gassanoff’un son koleksiyonu adeta bir şiir eseriydi. Statens Museum for Kunst içindeki defile alanında, Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki Kafkas dağları bölgesine ait antika halılar kullanıldı. Bu eşsiz parçalar, omuzlara oturtulmuş ipek kabanlar, özenle örülmüş şal yelekler ve sade siyah pantolonlarla birleşerek, Orta Asya’nın karmaşık tarihini, Kuzey İran’ın kültürel zenginliğini, Anadolu’nun derin izlerini ve Doğu Avrupa’nın farklılığını gözler önüne serdi.

“Bu halılardaki düğümler, tüm bu kültürlerin ortak mirasıdır. Hepsi bir araya gelerek birbirini tamamlar, renkleri, desenleriyle kendi dokunuşlarını katar. Halılar, işte bu paylaşım ve birlikteliği temsil ediyor,” diye açıklıyor Gassanoff, Wallpaper’a verdiği özel röportajda.

Galib Gassanoff Institution S/S 2027 collection at Copenhagen Fashion Week

(Image credit: Richie Ye)

“Benim amacım moda değil. Daha çok kültür, etnografi, zanaatkârlık… Bunlar benim için en önemli şeyler. Modanın o ışıltılı dünyasından biraz uzak duruyorum,” diyor Zalando Visionary Award 2026 ödülünün sahibi ve 2026 LVMH Prize’ın yarı finalistlerinden olan Gassanoff. Institution adıyla çalışmalarını sürdüren tasarımcı, “Bu sadece bir moda markası değil, bir çatı. Sadece benim değil, aynı zamanda bölgemdeki ekiplerin ve toplulukların sesi olmak istiyorum; amacım daha fazla bölgeye, hikayeye ve yere ulaşmak.”

Estetik ve coğrafi olarak Kopenhag, Gassanoff’un köklerinden oldukça uzak bir yer. Tasarımcı, Gürcistan’ın Tbilisi yakınlarındaki 4.000 nüfuslu bir köyde büyüdü; orada herkes aynı lehçeyi konuşuyor, herkes birbirine benziyordu. Çocukken folklora ve giyim kültürüne ilgi duyuyordu, özellikle başörtüsü geleneklerine hayranlık duyuyordu, ancak moda tasarımının ne olduğunu bilmiyordu. 13 yaşında internetle tanıştıktan sonra John Galliano’nun sıra dışı çalışmalarını keşfetti.

Galib Gassanoff Institution S/S 2027 collection at Copenhagen Fashion Week

(Image credit: Galib Gassanoff)
Koleksiyonun ‘para’ desenli elbiselerinin arkasındaki hikaye

“Bu beni çok etkiledi. Sahnedeki etnografik öğeler, müzik ve karakterlerle birleştiğinde adeta bir tiyatro eseri gibiydi. Bu benim için çok anlamlıydı. Belki de tüm tutkularımı bir araya getirebilirdim: müzik, görsel sanatlar, giyim, kültür ve mesaj… Tüm bunları moda aracılığıyla ifade edebilirdim.”

Galib Gassanoff Institution S/S 2027 collection at Copenhagen Fashion Week

(Image credit: Richie Ye)

18 yaşında Haute Future Fashion Academy’de okumak için burs kazandı. “Ben de buradaki gibi bir misafir olarak bulundum. Ben Gürcü kökenli bir Azeriyim, oradayım da azınlıkta yaşıyorum,” diye belirtiyor. Kopenhag’daki okul, Gassanoff’u 1950’lerden kalma, günümüzde neredeyse unutulmuş bazı üretim teknikleriyle tanıştırdı. Pek çok terzi artık aynı şekilde üretmiyor; at kılı ve keten kullanmak veya el dikişiyle yapılan etekler çok daha uzun zaman alıyor. “Herkes her şeyi endüstriyel hale getirmeye çalışıyor, ama ben o becerileri korumak istedim. Elbette makinelerle de çok şey yapmak mümkün, ama benim için insan dokunuşu önemli.”

Gassanoff’un defilesi, bu zanaatkârlığa olan bağlılığına bir gönderme niteliğindeydi: mankenler, tasarımcının memleketi Gürcistan’daki kadınlar tarafından özenle örülmüş Azerbaycan ‘jorab’ çoraplarını ve el örgüsü pamuklu tabardları giyiyordu. Beyaz ipek şifon kabanlar ise, Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazandıktan sonra tedavüle sokulan ‘Tetri’ paralarıyla süslenmişti. Bu paralar, özgürlük, demokrasi ve ulusal yeniden doğuşun sembolüydü. Elbiseler tamamen açıldığında farklı bir forma dönüşüyor; bir duvar panosu veya dokuma olarak kullanılabiliyordu. “Bunlar satılacak şeyler değil, koleksiyonluk parçalar. Sanatın ne olduğu, tekstilin ne olduğu, koleksiyonluğun ne olduğu ve giysinin ne olduğu arasındaki diyaloğu teşvik etmeye çalışıyorum,” diye ekliyor.

(Image credit: Richie Ye)

Gassanoff’un çalışmaları, temsil ettiği farklı yerlerin izlerini taşımasına rağmen, aynı zamanda onlardan uzaklaşma çabasını da yansıtıyor. Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki mesafeyi, köyden şehre geçişi, modayı bir sanat formu olarak kullanmayı ifade ediyor. Kopenhag Moda Haftası’ndaki bu özel gösteri, tasarımcıya yeni bir bağlam sunuyor: boş bir sayfa. “İskandinav kültürü benim için ilham kaynağı olamazdı çünkü burada yaşamıyorum. Hacimlerle çalıştım, ama tüm dikkati halılara çekmek istedim; onlar çok zengin detaylara sahip. Ben buraya bir misafir olarak geldim ve geri döndüğümde bu, benim için bir anı, bir rüya olacak.”

Kaynak: Wallpaper