Paris Tasarım Haftası 2026 kapsamında, La Gaîté Lyrique’nin iki katını kaplayan ‘TOUT EST CHAOS’ (Her Şey Kaostur) sergisi, aşırı üretimle doygunlaşan dünyada tasarımın yalnızca sorunu çözmekle kalmayıp insanı düşündüren, merak uyandıran ve beklenmedik kullanımlara yol açan bir provokasyon aracı olabileceğini öne sürdü. Pli office stüdyosu tarafından hazırlanan ve Christopher Dessus küratörlüğünde düzenlenen sergi, modernizmin nesneye biçtiği işlevselliği sorgulayan, kaosu verimli ve dengesiz bir zemin olarak kullanan bir yaklaşım sergiliyor.
Sorun Çözümden Fikre Kayma
Serginin temelinde, nesnelerin hayatı boğan bir bolluğun içinde tasarımın neyi çözebileceğinden çok neyi tetikleyebileceğine dair bir soru yer alıyor. Pli office, “TOUT EST CHAOS, dünyanın karışıklığına bir yanıt olarak tasarlandı. Nesnelerin kârlılıklarını açıklamak zorunda kalmadan var olabilecekleri bir yavaşlama anı ve şüphe için bir alan sunuyor” ifadeleriyle serginin amacını açıkladı.
“TOUT EST CHAOS, çok basit ama oldukça güncel bir gözlemlerden doğdu: nesnelerle doygunlaşmış bir dünyada, bizi özgür bırakmayı amaçlana hayatımızı dağınık hale getiren ve fazlalığın felce dönüştüğü bir ortamda tasarımcılar nasıl yaratıcı olabiliyor?”
Pli office
Modernizm, tasarımı günlük sorunları çözmek ve kütle üretimi aracılığıyla hayatı kolaylaştırmak amacıyla tanımlarken, bu kesintisiz optimizasyon çabası yeni bir paradoksa yol açtı. Malzeme mallarıyla zaten doymuş bir dünyada merkezî sorunun artık tasarımın çözebileceği şey değil, yaratacağı şey olduğu değerlendiriliyor.

Çelik İskeletten Kalp Şeklindeki Formlara
Küratöryel vizyonu fiziksel bir mekana dönüştürmek için Paf Atelier, açık yapısal elemanlar, ham endüstriyel malzemeler ve modüler montajla tanımlı bir mekansal düzen tasarladı. La Gaîté Lyrique’nin iki katına yayılan sergi alanında iki 30 metre uzunluğundaki çelik omurga, sergilenen eserlerin doğrudan destekçisi olarak hem sergi alanını düzenliyor hem de eserlerin kendisi olma özelliğini taşıyor. Ham çelik iskeleti, mekanik montajı tamamen görünür bırakırken, bu sert endüstriyel yapıyı yumuşatmak amacıyla sahne boyunca parlak, kalp şeklinde formlar yerleştirildi. Bu formlar, ziyaretçileri yol boyunca yönlendirirken davetkar sergileme anları yaratıyor.
“TOUT EST CHAOS, sahne sanatlarını eleştiri için doğrudan bir araç olarak kullanıyor. Tasarımcının gerçek rolünün nesneler, anlatılar, disiplinler ve kuşaklar arasında bağ kurmak olduğuna inanılıyor.”
Pli office
Metalik iskeletlerin etrafında sergilenen ‘TOUT EST CHAOS’, dinamik bir peyzaj olarak açılıyor. Rigat bir yol yerine açık bir düzenle, prototipler, malzeme deneyleri ve kurulumlar serbestçe etkileşime geçebiliyor. Sergi, matali crasset, Samy Rio, Odd Matter, Baptiste Meyniel, Camille Viallet & Théo Leclercq, Cluzel / Pluchon, Grégory Lacoua, Lucas Lorigeon / Benoît Hody, Maria Jeglinska-Adamczewska, Patrick de Glo de Besses ve Atelier Fomenta olmak üzere 11 davetli stüdyoyu, uluslararası açık çağrı yoluyla seçilen 64 tasarımcıyla bir araya getiriyor.

Madde Toplamasından Sinemaya Geçiş
Serginin temelinin oturması amacıyla Pli office, Jason Borruso’nun yönettiği ilk filmi ‘TOUT EST CHAOS’ı, mekanın kapsayıcı 360 derece odasında tanıttı. Video kurulumu, çevresindeki fiziksel nesnelerden bir sessiz aralık sağlarken deneyimi malzeme koleksiyonundan sinematik yansıtmaya kaydırıyor. Bu dijital ara, ziyaretçilerin fiziksel formların birikiminden uzaklaşmasını ve duraksamalarını sağlıyor.
Pli office, stüdyoyu yalnızca projeyi başlatmakla kalmayıp ‘TOUT EST CHAOS’ı fiziksel mimarisi haline getiren araştırma odaklı çalışmalarını da sergiye yansıtıyor. Ziyaretçileri yol boyunca yönlendiren ve mekanda duygusal, samimi anlar yaratan kalp şeklinde formlar, sergiyi hem bir sergileme altyapısı hem de kendi başına bir tasarım nesnesi konumunda tutuyor.
OKUR YORUMLARI (1)