Ünlü yönetmen Ridley Scott, kariyeri boyunca sayısız başarıya imza attı. “Napoleon” filmindeki Waterloo Savaşı’nın tasvirinden, “Alien” ve “Blade Runner”daki karmaşık geleceğe ait dünyaların yaratılmasına kadar her alanda ustalığını sergilemiştir. Ayrıca, “The Duellists” filminde 19. yüzyıl Fransa’sını bütçe kısıtlamalarına rağmen başarıyla canlandırmıştır. Ancak, deneyimli yönetmen için sinemanın görsel unsurlarının ötesindeki en zorlu yönü yazım sürecidir.

“Yazmak, yapılabilecek en zor şeydir,” diyen Scott, IndieWire’a yaptığı açıklamada, kariyeri boyunca farklı dönemlerden birçok yazarla çalıştığını belirtti. Bu yazarlar arasında, “Thelma and Louise” filminin senaristi Callie Khouri gibi yeni isimlerin yanı sıra, “The Dog Stars” filminin senaristlerinden Mark L. Smith gibi Hollywood‘un tanınmış isimleri de yer almaktadır. Ancak, Scott‘ın deneyimlerine göre öne çıkan biri bulunmaktadır.

“‘Blade Runner’, Hampton Fancher ile yaşadığım en iyi işbirliğiydi,” diyen Scott, Fancher‘ın Philip K. Dick’in kapsamlı romanı “Do Androids Dream of Electric Sheep?” adlı eserden çalışılabilir bir hikaye çıkarmanın önemini vurguladı. İlk 19 sayfada bile 200 farklı hikaye barındıran bu romandan, avcı ile av arasındaki aşk temasını seçerek unutulmaz bir bilim kurgu filmi yaratmıştır.

Fancher, bu temayı, Harrison Ford‘un canlandırdığı avcının, Sean Young‘ın canlandırdığı “replikan” ile yaşadığı aşkı konu alan, derin felsefi sorgulamalarla dolu, aynı zamanda aksiyon dolu ve etkileyici bir film noir haline getirdi. Filmin başarısının görsel estetiğe bağlı olduğunu düşünürken, Scott, ritmi ve diyalogları Fancher‘ın yarattığını belirtiyor.

“Diyaloglar çok güzel,” diyen Scott, Fancher‘ın “harika bir diyalog yazarı” olduğunu ve filmin başarısında büyük payı olduğunu vurguluyor. Yazarlarla çalışırken genellikle hikayeyi derinleştirmek için sorular sorduğunu belirten Scott, “‘Blade Runner’ için de karakterlerin arka planlarını detaylı bir şekilde oluşturmuşlar, ancak bu detayların tamamı filme dahil edilmemiştir.”

Örneğin, Tyrell Corporation’ın bulunduğu piramit, filmin ikonik unsurlarından biridir. Filmde, Harrison Ford‘un canlandırdığı Deckard, Joe Turkel‘in canlandırdığı milyarder CEO Eldon Tyrell ile karşılaşır. Scott, “Her çağda, her dönemde, çözemediğimiz hastalıklar olacaktır” düşüncesiyle piramidin inşasını istediğini belirtiyor. Ancak, Tyrell bu hastalığa yakalanmış ve ölümsüzlüğe ulaşmak için kendini bir sarkofaga koymuştur. Bir güç kesintisi sonucu eriyen Tyrell‘in ölümü, şirketin en ikna edici replikanı tarafından örtülmüş ve onun yerine getirilmiştir.

Scott ve Fancher, Tyrell‘in mitolojisinin karmaşıklığı nedeniyle filmin hikayesine dahil edilmediğini belirtse de, bu unsurlar filmin DNA’sına işlemiş ve ikonik bilim kurgu imgelerinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Scott ve Fancher, senaryonun her sahnesinde benzer katmanlar arayarak birlikte çalıştıklarını ifade ediyor.

“Sadece oturup ‘eğer şöyle olsaydı’ diye konuşuyorduk,” diyor Scott. Ancak, “‘Blade Runner’ gişe başarısı beklenen seviyede kalmadığında, Fancher hayal kırıklığına uğramış ve senaryoyu bozduğunu söylemiştir. Bu durum, Scott‘u derinden etkilemiştir.

Harrison da o zaman anlamadı,” diyen Scott, oyuncuyla replikanın kim olduğuna dair yaşadığı tartışmaları hatırlatıyor. Origami motifinin filmin önemli bir parçası olduğunu ve bunun Deckard‘ın replika olup olmadığını gösterdiğini belirtiyor. “Sen bir replikansın!”

Ancak, “‘Blade Runner’ zamanla sinemaseverler tarafından benimsenmiş ve hak ettiği saygıyı görmüştür. Scott, Fancher‘a karşı herhangi bir öfke beslemiyor. “Ona onu affettim çünkü o dönemde çok ilerideydi,” diyen Scott, filmin günümüzde daha da anlam kazanmasına neden olan bazı unsurların zamanla ortaya çıktığını belirtiyor. Özellikle, Beyaz Saray ile bağlantıları olan milyarderlerin yükselişiyle birlikte, “‘Blade Runner'”ın öngörüsü doğrulanmıştır.

“Şimdi oraya gidiyoruz,” diyen Scott, “Tyrell’in kontrolündeki iki şirketten biri dünyayı yönetiyor. Bu kadar parası olan birinin 10.000 kişiden oluşan bir orduya ve 200 Black Hawk helikopterine sahip olmasını engelleyecek kimse yok.”

“The Dog Stars” filmi 28 Ağustos’ta sinemalarda gösterime girecek. Ridley Scott ile yapılan röportaj, Filmmaker Toolkit podcast programında daha sonra yayınlanacak. Röportajın tamamını dinlemek ve hiçbir bölümü kaçırmamak için, podcasti Apple, Spotify veya favori podcast platformunuzda takip edebilirsiniz.

Google Haberler & Keşfet
Google’da Takip Edin
Son dakika haberlerini ve analizleri Keşfet akışınızda anında görün

Takip Et