Bernhard Knaus Fine Art galerisi, Kuzey İrlandalı ressam Mark Francis’in yeni eserlerinden oluşan “Chroma” sergisini sunuyor. Francis’in soyut çalışmaları, görünen ve duyulabilecekler arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. 5 Eylül – 21 Kasım 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan bu sergi, sesi, frekansı ve rezonansı titreşen renk alanlarına, nabız gibi atan çizgilere ve sıkı bir yapıya dönüştüren resimleri içeriyor; böylece tuval, görsel bir ses manzarasına dönüşüyor.
Francis için renk, statik bir yüzey olmaktan ziyade akustik bir fenomen olarak işlev görüyor. Resimlerdeki çizgiler, sanki yankılanıyormuş gibi titreşiyor, örtüşüyor ve resmin genel kompozisyonunu oluşturuyor; bu da katmanlı frekansları çağrıştıran ancak bunları doğrudan betimlemeyen bir etki yaratıyor. “Sound Echo” (Ses Yankısı), “Metronomic Sound” (Ritmik Ses) ve “Veil” (Perde) gibi başlıklar, izleyiciye bazı ipuçları veriyor; ancak resimde tam olarak neyin görüldüğünü doğrudan açıklamaktan kaçınıyor. Bunun yerine, eserler, görmenin dinlemenin dilini kullanmaya başladığı bilinçli bir belirsizlik alanına yerleştiriliyor.
“Signals” (Sinyaller), 2026 | Bernhard Knaus Fine Art, Frankfurt am Main’den izinle

SCIENCE BECOMES A STARTING POINT, NOT AN ANSWER
Resimler genellikle mikroskopik görüntülere, kristal oluşumlara, ağlara ve hücresel sistemlere atıfta bulunan yapılarla başlıyor. Francis uzun zamandır matematiksel ve biyolojik modellerden ilham alıyor; özellikle de bilimsel görüntüleme yoluyla ortaya çıkarılan gizli kalıplardan. Ancak bu sistemleri sadık bir şekilde yeniden üretmek yerine, bunları orijinal bağlamlarından çıkarıyor ve geometrilerini resim için birer tetikleyici olarak kullanıyor; böylece bilimsel düzen, giderek daha ölçülebilir olmaktan çıkıyor.

CHROMA LETS CONTROL AND CHANCE SHARE THE CANVAS
Her kompozisyonun gelişimiyle birlikte, bu ilk yapılar çözülmeye başlıyor. Kökenleri sadece izler olarak kalıyor: kaybolan bir ızgara, yerleşemeyen bir çizgi veya tanıdık ama tanınamaz bir desen. Bu, kesinlik ve belirsizlik arasındaki durum, resimlere gerginlik katıyor. Yeterli yapı var; bu da yüzeyin altında bir şeylerin olduğunu gösteriyor; ancak neyin olup bittiğini anlamak için mikroskopa ihtiyaç duyulmuyor.

“Sonic Reflection” (Ses Yansıması), 2026 | Bernhard Knaus Fine Art, Frankfurt am Main’den izinle
CHROMA LETS CONTROL AND CHANCE SHARE THE CANVAS

Bu itme ve çekme, Francis’in çalışma sürecinde de devam ediyor. Resimleri dikkatlice planlanmış olsa da genellikle “alla prima” tekniğiyle uygulanıyor; bu da görüntünün doğrudan tuval üzerine gelişmesini sağlıyor ve boya, yüzey, jest ve renk birbirleriyle etkileşime girerek kompozisyonun son halini belirliyor. Planlama bir çerçeve sunarken, doğaçlama ise bozulmaya neden oluyor ve kontrol ile şans, nihai kompozisyonu birlikte oluşturuyor.
“Audio Code” (Ses Kodu), 2026 | Bernhard Knaus Fine Art, Frankfurt am Main’den izinle

“Stalo”, 2026 | Bernhard Knaus Fine Art, Frankfurt am Main’den izinle
Sonuç olarak ortaya çıkan eserler, sabit görüntülerden ziyade deneyimsel renk, ritm ve rezonans alanları gibi işlev görüyor. “Chroma” sergisi, geniş bir duyusal frekans spektrumunu ifade eden bir kavramdan yola çıkarak, sesin de çevreleri ve algıları şekillendiren bir güç olduğunu öne sürüyor; ancak bu görünmez kuvvetlere doğrudan bir şekilde yer vermekten kaçınıyor. Frankfurt’taki serginin yanı sıra, Francis’in çalışmaları aynı zamanda 2026 yılında San Marino Cumhuriyeti’nde düzenlenen “Venice Biennale” kapsamında “Sea of Sound” (Ses Denizi) adlı etkinlikte de sergileniyor; bu da sanatçının, gözün görünüşte bir kulağa sahip olduğu bu ilginç alandaki araştırmalarını genişletiyor.