Almanya doÄŸumlu, ABD’de yaÅŸayan ünlü yönetmen Werner Herzog, sinemanın en unutulmaz monomaniak karakterlerini yaratmasıyla tanınıyor. Altın ÅŸehirlerin peÅŸinden koÅŸanlar, yaÄŸmur ormanının ortasına opera binası inÅŸa etmeye çalışanlar veya vahÅŸi ayıların arkadaşı olmayı umanlar… Ancak, bu figürlerin modern nöroçeÅŸitlilik hareketinin rol modeli olabileceÄŸi yönündeki öneriler, ünlü yönetmeni rahatsız ediyor. “NöroçeÅŸitliliÄŸe uygun terimler beni korkutuyor,” diyen Herzog, Venedik Film Festivali‘nde yaptığı açıklamada, bu türden etiketlemelerin kendisini rahatsız ettiÄŸini belirtti.
Herzog’un yeni filmi Bucking Fastard’daki baÅŸrol karakterleri de, yönetmenin alışık olduÄŸumuz “dışarıdan bakan” figürlerine örnek teÅŸkil ediyor. Rooney ve Kate Mara kardeÅŸler, aynı vücuda sahip olmasına raÄŸmen tek sesle konuÅŸan, aynı giyinen ve benzer ilgi alanlarına sahip olan kız kardeÅŸleri canlandırıyor. İlk olarak, yıkık bir kalpli komÅŸularına aşık oluyorlar ve evlenince intikam alıyorlar; ardından, Sligo’daki bir maÄŸarayı Orkney Adaları’na baÄŸlayan bir tünel kazma amacıyla yola çıkıyorlar. Modern psikiyatristler, bu davranışlarda otizm veya dikkat eksikliÄŸi hiper-odaklanma gibi özelliklerin görülebileceÄŸini belirtirken, Herzog farklı bir bakış açısıyla konuya yaklaşıyor.

“Benim için geçerli olan tüm bu ‘moda’ terimler kulaÄŸa çok garip geliyor,” diyen Herzog, “Bu kız kardeÅŸler kesinlikle normal.” ifadesini kullandı. 17 yıl sonraki ilk belgesel olmayan filmi Bucking Fastard, yönetmenin daha önceki temalarına dokunurken, aynı zamanda onlardan farklılıklar da barındırıyor. Film, York’ta yaÅŸayan ve yoÄŸun bir baÄŸa sahip olan Freda ve Greta Chaplin adlı ikizlerin hayatlarından esinlenerek çekilmiÅŸ. İkili, 1980’lerde tanıştıkları Herzog’dan ilham alarak filmin adını oluÅŸturan “spoonerism” kelimesini mahkeme salonunda kullanmışlar.

Chaplin kardeÅŸler gibi, Bucking Fastard’daki kız kardeÅŸler de aileleri ve komÅŸuları tarafından dışlanıyor; ancak filmde aynı zamanda destekçiler de buluyorlar. Herzog, “Kesinlikle farklı olan ÅŸey, bu kız kardeÅŸlerin sadece iyi insanlar olmaları deÄŸil, aynı zamanda intikamcı olmaları,” diyor. “Onlar yangın çıkarıcılar, her ÅŸeyi yok ediyorlar.”

83 yaşındaki ünlü yönetmen, Avrupa sanat sinemasının radikal karamsarcısı olarak bilinmesine raÄŸmen, belki de daha duygusal bir yönünü keÅŸfediyor olabilir. Herzog, “Benim için önemli olan, hikaye anlatımında canlılık, içsel yaÅŸam, heyecan ve neÅŸe yaratmaktır,” diyor. “Ben kontrolcü deÄŸilim.”

Herzog’un eski moda dünya görüşü, ona genç hayranlar kazandırmaya devam ediyor. “Günümüzde benimle iletiÅŸime geçenlerin çoÄŸu 15, 16 veya 17 yaşında,” diyen yönetmen, geçtiÄŸimiz yıl Instagram hesabını açarak takipçileriyle daha yakın bir iliÅŸki kurduÄŸunu belirtti. Ancak, kendi telefonuna sahip olmadığı için, sosyal medya içerik üretimi konusunda rakiplerini henüz tanıma fırsatı bulamadı.

Herzog’un Paris Pompidou Merkezi’ndeki büyük retrospektifinde, izleyicilerin çoÄŸunluÄŸunun gençlerden oluÅŸtuÄŸunu belirten yönetmen, “Godard’ın retrospektifinden sonra benimkine gelenler Godard’ın yaşına yakınlardı. Hepsi 80 yaşındaydı,” ÅŸeklinde bir anekdot paylaÅŸtı.

OKUR YORUMLARI (1)