Japon sanatçı Yayoi Kusama vefat etti. Ancak onun mirası, dev polka dotlı kabak heykelleri ve sıra bekleten sonsuz odalarıyla sonsuza dek yaÅŸamaya devam edecek. Ancak Kusama’nın sanatsal pratiÄŸinin gerçek kapsamı çok daha karmaşık. Onun eserleri arasında performanslar, kitaplar, Peter Gabriel’in bir müzik videosu ve hatta kısa ömürlü markası için açtığı bir maÄŸaza da yer alıyor. “Zihnimde sürekli yeni fikirler ortaya çıkıyordu” diyen Kusama, 1960’lı yıllardaki çok yönlü çalışmalarına raÄŸmen, bu fikirleri nasıl yöneteceÄŸini bilemekte zorlanmıştı.

Kusama, 1958 yılında New York’a geldiÄŸinde, sanat dünyasının önde gelen isimleriyle birlikte çalışmaya kararlıydı. Nitekim, ünlü ressam Georgia O’Keeffe, Kusama’nın kariyerine destek olmuÅŸ ve montaj sanatçısı Joseph Cornell ise onunla bir iliÅŸki yaÅŸamıştı. Avant-garde hareketin önemli bir üyesi olan Kusama, kısa süre sonra giysileri sanata dönüştürmeye baÅŸladı, ardından performanslar gerçekleÅŸtirdi; yüzlerce kışkırtıcı, çoÄŸu zaman çıplak “Happenings” ve siyasi eylemlere imza attı. Ancak, baÅŸarılı sergiler düzenlemesine raÄŸmen, finansal zorluklarla mücadele etti. 1973 yılında Japonya’ya dönen Kusama, saÄŸlık sorunlarıyla yüzleÅŸti ve obsesif kompulsif bozukluÄŸu nedeniyle hastaneye yattı.

Japonya’ya döndükten sonra Kusama, uzun zamandır tutkuyla baÄŸlı olduÄŸu yazarlığa geri döndü. 1977 ile 2002 yılları arasında 12 roman, dört ÅŸiir kitabı, bir kısa öykü koleksiyonu ve bir otobiyografi yayınladı. Bu eserler, Kusama’nın çalışmalarının en gizemli alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Hakkında sınırlı bilgi bulunuyor ve kitaplar genellikle karmaşık yapısıyla dikkat çekiyor. GeçtiÄŸimiz yıl Sotheby’s tarafından yayınlanan bir açıklamada, Kusama’nın sadece sekiz kitap yazdığı belirtilmiÅŸti. İlk romanı olan “Manhattan Suicide Addict” (1978), henüz İngilizceye çevrilmedi.

Kusama’nın romanları genellikle karanlık, ÅŸiddet içeren ve çoÄŸu zaman New York’taki deneyimlerinden etkilenmiÅŸ eserler olarak tanımlanıyor. Bu kitaplarda, genç bir BDSM kulüp sahibi karakterin yer aldığı “Arching Chandelier” (1989) veya Cape Cod’da hırslı bir sanatçının hikayesini anlatan “Angels in Cape Cod” (1990) gibi çeÅŸitli toplumsal sorunlar ele alınıyor. Kusama, romanlarında sıkça tekrarı kullanarak görsel sanatlarındaki yaklaşımına benzer bir stil izliyor.

Bu eserlerden bazıları feminist bakış açısıyla deÄŸerlendirilirken, aynı zamanda önemli eleÅŸtiriler de almışlardır. ÖrneÄŸin, “The Hustler’s Grotto of Christopher Street” (1983), Yasei Jidai dergisinin 10. Yeni Yazarlar Ödülü’nü kazanmıştır. Ancak, Kusama’nın otobiyografisi “Infinity Net” (2002) gibi eserleri de ırkçı ifadeler nedeniyle tepki görmüştür. 2023 yılında Kusama, “zararli ve uygunsuz dil kullandığıma dair farkındayım” diyerek özür dilemiÅŸ ve “hayatımın amacı insanlığı sanatımla yükseltmek olmuÅŸtur” ifadesini kullanmıştır.

Son yıllarda, David Zwirner Books tarafından yayınlanan Kusama’nın ÅŸiirleri, birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuÅŸtur. Sanatçının 2021 tarihli “Every Day I Pray For Love” adlı eserinden okumalar yapılırken, yazar ve editör Lara Mimosa Montes, Brooklyn’deki Unnameable kitapçısında bulduÄŸu Kusama’nın çarpıcı ÅŸiir koleksiyonu “Violet Obsession” (1998) sayesinde sanatçıya olan ilgisini keÅŸfettiÄŸini belirtmiÅŸtir.

“‘Sen gerçek misin?’ cümlesi beni derinden etkiliyor. Kusama’nın eserlerinde, onun yazılarında bu canlılık ve oyunbazlık, şüpheyle yüzleÅŸmenin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor” diyen Montes, okuduÄŸu ÅŸiirin duygusal etkisini vurgulamıştır.

İlginizi Çekebilir: Smithsonian Bilimi, Yelek Boynuzlu Geyiklerin Kurtuluşuna ve Yaşamasına Nasıl Yardımcı Oluyor →
Kaynak: artnet-news ↗