Quartz’ı e-posta kutunuza alın
küresel iş dünyası haberlerinde ücretsiz günlük özet.
Tapınak Şövalyeleri’nin 1307 tutuklamasından 2029’daki bir asteroit geçişine kadar 13 gerçek, Cuma 13’ünün tarihini, takvim hesaplamalarını ve kültürünü izler.
Yeni bir aya dönün, 13’üne oturan bir Cuma’yı fark edin ve o küçük kare komşularından farklı görünmeye başlayabilir. Bu tarih haftaya saat eklemez, yükü hafifletmez. Yine de bir Cuma ile 13 numaranın birleşimi, Groryen takvimindeki en şanssız gün ününü taşır. Bu tür bir inanış, iş arkadaşlarıyla paylaşılan bir şakayla, bir son tarihe kaldırılan bir kaşla ya da kaderi denemeye değer mi dair geçen bir düşüncuyla sessiz yollarla işler. Böyle bir his’in nereden geldiğini ve ona dair herhangi bir şeyin gerçekten desteklenip desteklenmediğini bilmek, okuyucuların bu tarihe ne kadar önem vermesi gerektiğine karar vermesine yardımcı olur.

Sorun, bir inancın nasıl hissettirdiğiyle bunun hakkında söylenebilecekler arasındaki uzaklıkta yatıyor. Bu huzursuzluk, dinleyicinin bir soru sormayı aklına getirmeden önce konuşma yoluyla yolculuk ederek hazır gelir. Birisi, nereden başladığını, haftanın günleri ile ay numaralarının bu tarihi üretmek için nasıl hizalandığını ya da kötü şansın insanların ölçebileceği herhangi bir şeyde ortaya çıkıp çıkmadığını öğrenmeden onlarca yıl taşıyabilir. Bağlam eksikliği tepkileri iki uç noktaya doğru iter. Biri bu günü gerçek bir lanet olarak görür ve onun oluşundaki basit aritmetiği görmezden gelir. Diğeri ise onu el silerek reddeder ve bu fikrin günlük hayatta ne kadar derinlere yerleştiğini görmezden gelir.

Aparna Kher’in açıklayıcısı “Cuma 13: En Şanssız Gün Hakkında 13 Gerçek”, bu konuyu 13 kısa maddeye toplar. Bu yazı, tarihçilere, uzmanlara, çalışmalara ve bilim insanlarına dayanır ancak onların hiçbirini isimlendirmez ve kendi adına hiçbir anket verisi ya da özgün araştırma toplamaz. Kapsamı, bu günün olası kökenlerinden korkunun bilimsel adlarına, 13’ünün bir Cuma’ya düştüğü zamanı yöneten kurallardan bölgesel adetlere, popüler kültüre, kamu güvenliğine ve yaklaşıoran bir asteroit ziyaretine kadar uzanır. Aşağıdaki liste, açıklayıcının sunduğu sırayla tüm 13 maddeyi kapsar. Kaynağın teori ya da uzman tahmini olarak sunduğu iddialar bu çerçeveyi burada korur.
Kökenler hâlâ bir gizem
## Kökenler hâlâ bir gizem
Cuma günü 13’ün kötü şöhreti kesinleşmiş bir kökene sahip değil ve tarihsel kayıtlar bu korkunun nasıl yerleştiğine dair pek bir şey söylüyor. Öne sürülen açıklamalar 19. yüzyılın sonundan, 1307’deki Tapınakçıların tutuklanmalarına ve hatta İncil dönemine kadar uzanıyor; hiçbirisi diğerlerinin yerini almadı.
Bazı tarihçiler bu inanışların 19. yüzyılın sonundaki ortaya çıktığına inanıyor. Görüşleri, bu korkuyu modern çağda konumlandırıyor ve ona derin bir ortaçağ kökeni tanımıyor. Bu okumaya göre, kadim bir inanışmış gibi hissettiren bu inanış, tarihsel ölçüyle yeni bir gelişme.
Amerikalı iş insanı Thomas Lawson, 1907’de “Friday the Thirteenth” başlıklı bir kitap yayımladı ve bu eser bu inanışı güçlendirmiş olabilir. Yayınlanması, bu tarihçilerin belirlediği dönemin hemen ardından geldi; bu da baskının tarihin stigmatını daha geniş bir kitleye taşıdığına dair teoriyle uyumlu. Lawson’un başlığı aynı zamanda tam tarihi bir kapak üzerine taşıyarak okuyuculara tekrarlanacak sabit bir ifade sunmuş oldu. Açıklayıcı metin, ona akademik bir statü biçmiyor. Olası rolü, popüler yayıncılığın uzman desteği olmaksızın bu düşünceyi taşıyabileceğini düşündürüyor.
Bir diğer anlatı 1307 yılına kadar uzanıyor. O yıl bir Cuma günü 13’ünde, Fransız kral Fransa’daki yüzlerce Tapınakçı’nın tutuklanmasını emretti. Bu sürüm, tarihin uğursuzluğunu bu toplu yakalamaya bağlıyor. Çekiciliği kesinlikte yatıyor. Hikâye bir yıl, bir kraliyet emri ve büyük bir hedef grubu isimlendiriyor; tutuklanmalar bugünkü insanları rahatsız eden aynı gün-çiftine denk geliyor.
Bazıları bu efsaneyi İncil kökenlerine dayanıyor. İsa, bir Cuma günü haçta öldürüldü ve bir gece önceki Akşam Yemeğine 13 misafir katıldı. Bu açıklama, tarihin her iki yarısını da aynı hikâyenin farklı bir anından alıyor: günü çarmıha gerilmeden, sayıyı ise o yemekten alıyor. Geçmişe, diğer iki teoriden daha derine ulaşıyor.
Bu üç anlatı birbirine çatar. Kaygının geç 19. yüzyılda şekillendiği doğruysa, Tapınakçı tutuklamaları ve İncil hikâyesi yüzlerce yıl boyunca o günü lanetli saymadan geçip giderdi. Bu iki eski sürümünden biri doğruysa, çağdaş görüş inancın tarihinin büyük bir bölümünü görmezden gelir. Tutuklamalar ve Lawson’un kitabı bile 600 yıl ayrılırken, İncil anlatısı bu aralığı daha da genişletir; mevcut kanıtın bu kaygıyı tek bir anahta belirlemesine yetmeyecek kadar geniş bir yayılım. Olası her başlangıç noktası şüpheye açıktır. Günün kötü şöhreti, kendi menkıbesinden daha uzun ömürlüdür.
Korkunun iki bilimsel adı vardır
İllüstrasyon: Quartz
Cuma günü 13’e olan korku, friggatriskaidekaphobia ve paraskevidekatriaphobia olmak üzere iki bilimsel ad taşır ve her ikisi de korktukları günden kendilerini kurar. Her iki ad da aynı sırada üç parça birleştirir. İlki haftanın gününü, ikincisi sayıyı, üçüncüsü ise korkuyu adlandırır.
Friggatriskaidekaphobia, İskandinav mitolojisinden bir figürle başlar. Bilgelik tanrıçası Frigg, haftanın gününe isim veren odur ve terim onu öne yerleştirir. Yunanca, onun sonrasındaki her şeyi sağlar. Triskaideka 13 anlamına gelir, phobia ise korku anlamına. Kelime iki geleneği dikişle birleştirir: haftanın gününün ardındaki tanrıçaya borçlu olduğu adı verirken, sayıyı ve kaygıyı Yunanca’dan ödünç alır. Kaygı için bir ad, bilgelik tanrıçasıyla başlar; açılış hecesine yerleşmiş bir ironi.
Paraskevidekatriaphobia ise haftanın günü için Yunanca’ya yönelir. Paraskeví, Yunanca’da Cuma anlamına gelir ve dekatria 13’ü söylemenin başka bir Yunanca yolunu sunar. Sonuç, İskandinav mitolojisine sapma olmadan aynı anlama ulaşır. Paraskeví, arkasında herhangi bir tanrı olmadan günü kendisi adlandırır. Bu terimin her parçası tek bir dilden gelir; bu da onu iki terimin daha özdeşidir.
Yunanca’nın 13 için iki sözcüğü vardır: triskaideka ve dekatria ve her terim bunlardan birini iddia eder. Yan yana konulduklarında, çift tek bir noktada—Cuma’nın kökeninde—bölünür; bu da bir durumda bir tanrıçadan, diğerinde ise gün için sıradan bir Yunanca sözcükten gelir.
Ne bu isimler ne de tek başına 13 sayısı Cuma gününü hedef alır. Her ikisi de haftanın o gününü ve 13’ü birlikte gerektirir; takvimin önce ortaya çıkarması gereken bu hizalanma olmadan tarih hiç oluşmaz. 12 Cuma ya da 13 Perşembe her iki tanımdan da dışarıdadır. Üç temel bileşeni öğrenen biri, her iki terimi de bir bakışta okuyabilir ve ikisinin ardındaki ortak kareyi fark edebilir.
Uzmanlar korkunun milyonları etkilediğini söylüyor
İllüstrasyon: Quartz
Uzmanlar, 13 Cuma’ya dair korku olarak bilinen friggatriskaidekaphobia’nın milyonlarca kişiyi etkilediğini söylüyor. Aynı uzmanlar, bu tarihte işletmelerin ağır kayıplar yaşadığını öne sürüyor ve havayollarını özellikle işaret ediyor. Ne bu iddia ne de zarar tahmini, arkasında adı geçen bir uzmana ya da somut bir rakama dayanıyor; dolayısıyla hem korkunun hem de zararın büyüklüğü tahmine bırakılıyor. Yine de, takvimin tek bir kareye indirgenen kayıpları, bu fobinin özel kaygılar ötesine geçip şirket bilançolarına kadar ulaştığını gösteriyor.
13 sayısının kendisine dair hoşnutsuzluk anlamına gelen triskaidekaphobia ise daha geniş bir tabana sahip. Bu daha büyük korkunun tetiklenmesi için bir Cuma’ya gerek yoktur. Birçok gökdelende, otelde ve hastanede 13. kat çıkarılmaz. Birçok havalimanında da 13. kapı atlanır. Eksik katlar ve kapılar, bu inanışı yolcuların, hastaların ve misafirlerin inansa olsun olmasın karşılaştığı ortak alanlara yerleştirir. Havayolu ulaşımı her iki alanda da karşımıza çıkar: Havayolları bu tarihte darbe alır, terminaller ise kapı levhalarından bu sayıyı siler. Yani tek bir sektör, hem takvimin yarattığı korkudan hem de sayının yarattığı korkudan etrafa dönüyor.
Dünyanın büyük bir kısmı, 13 kişilik bir yemek masasını uğursuzluğa davet olarak görür. Bu adet, herhangi bir ofis kulesinden ya da terminalden uzakta evlere ve sosyal ortamlara kadar uzanır. Ne bir mimar ne de bir havalimanı işletmecisi bunu dayatır. Ev sahipleri ve misafirler bunu kendi isterler. Birlikte bu uygulamalar, kaygının yılın her gününde 13’e yapıştığını ve 13 Cuma’nın yalnızca bu kaygının yüzeye çıktığı bir fırsat olduğunu düşündürüyor.
Her yıl bir ile üç arasında
İllüstrasyon: Quartz
Hiçbir takvim yılı Cuma 13’ünden kaçamaz. Her yıl en az bir kez bu tarihe sahiptir ve üçünden fazlasını sığdıramaz. Tarih, takvim her sıfırlandığında Ocak ile Aralık arasında bir yerde belirerek sabit bir takvim izler.
Bir garantili alt sınır, tavan değeri kadar sinirli okuyucu için önemlidir. Tarihten korkan biri, şanslı bir yılın geçmesini bekleyemez, çünkü böyle bir yıl yoktur. Her 12 aylık döngü en az bir karşılaşma getirir. Süperstityon, yeni bir takvim duvara asıldıkça yeniden dinlenir.
Üç kez görünüme üst sınır denir ve açıklayıcı dördüncü olasılığı eler. En kalabalık yıl bile aylarının dokuzunu tarihten uzak bırakır. Bir ile üç arasındaki bu yayılım, günün yıllar içinde varlığının şişip inmesi anlamına gelir. Geçen yıl bir kez karşılaşan biri, bir sonraki yılda iki veya üç kez karşılaşabilir.
İki Cuma 13’ü arasındaki en uzun kuraklık 14 ay sürer, tam bir yıldan iki ay fazladır. Bu kadar uzun bir kuraklık, tarihin her iki uçta beklediği şekilde bir takvim yılından diğerine geçmek zorundadır. Ondan kaçmayı umaran biri, ancak bir yıla yakın bir rahatlama elde eder.
Bu üç kural, tarihi her yönden çevreler. Garantili bir alt sınır, katı bir üst sınır ve sınırlı bir boşluk, Cuma 13’ünün uzun süre kaybolmasına ya da tek bir yıla sıkışmasına izin vermez. Gelmeleri her iki yönden sınırlıdır ve bu da, sözde uğursuzluk günü, sıradan takvim düzeninin öngörülebilir bir öğesine dönüşür.
Slayt 4 yaklaşık 260 kelime sürer ve 300 kelimelik alt sınırdan eksiktir. Kaynak, bu maddeye üç gerçek bilgi verir (her yıl en az bir, üçünden fazla değil, 14 aylık maksimum boşluk) ve ek kanıt sağlanmamıştır. Daha fazla genişletme, slaytlar 5 ile 7 arasında işlenen takvim örüntülerini doldurmak veya tekrarlamak gerektirir. “Yıl” kökü, takvim yılı için kesin bir eş anlamlı olmadığından paragraflar boyunca tekrarlanır.
Ay, Pazar günü başlamalıdır
İllüstrasyon: Quartz
Her Cuma 13’ü, ilk günü Pazar’a düşen bir aya ait. Yedi günlük hafta buna neden olur. Ayın sekizi aynı Pazar’ı tekrarlar, beş gün sonra da 13’ü Cuma’ya denk gelir. Başka bir başlangıç günü bu tarihi Cuma sütununa koyamaz.
Ayın başındaki bir günlük kayma, 13’ü de bir gün ilerletir. Cumartesi günü başlayan bir ay, 13’ünü Perşembe’ye gönderir, Pazartesi günü başlayan bir ay ise onu Cumaresi’ye iter. Olası yedi açılımdan yalnızca Pazar, korkulan eşleşmeyi verir. Tarih, ayın nasıl başladığından başka hiçbir şeye bağlı değildir.
Ay uzunluğu fark etmez. 13’ü, en kısa ay bile dolmadan önce gelir ve Şubat, diğer tüm aylar gibi bu kurala uyar. Normal yıllar ve artık yıllar aynı şekilde uyarır; ne bir mevsim ne de bir yüzyıl onu değiştirir.
2025 Haziran, o yılın tek Cuma 13’ünü taşır. Pazar kuralına göre, o yılın 1 Haziran’ı Pazar’a düşer ve diğer 11 ay bu günden başlamaz. Bir yılın Cuma 13’ü sayısı, o yılın Pazar’dan başlayan aylarının sayısına eşittir. Böyle okunduğunda, bu kadar kişiyi huzursuz eden tarih, ayın birincisinin haftada nereye düştüğüne dayanır.
Duvar takvimi bu deseni doğrular. Pazar’dan başlayan herhangi bir ayı seçin, 13’ü Cuma altında görünecektir. Bu deneme zamanda ileriye de işler. Önümüzdeki her ayın ilk gününe bir bakış, bir sonraki Cuma 13’ünü çok önce ortaya çıkarır. Tarihten endişe duyan biri, onu haftalar ya da aylar öncesinden işaretleyebilir ve buna göre plan yapabilir. Böyle bir önceden haber, iddia edilen bir belirsizliği takvimde öngörülebilir bir girişe çevirir.
Cumartesi başlayan normal yıllar üç verir
İllüstrasyon: Quartz
Cumartesi günü başlayan bir normal yıl, Şubat, Mart ve Kasım’a sırasıyla bir tane Cuma 13’ü verir ve açıklayıcı metin 21. yüzyılda 11 böyle yıl sayar. Bu düzen, korkulan iki tarihi ardışık aylara yerleştirir, ardından Aralık gelmeden önce üçüncüyü ekler. Günden endişe duyan biri, yılın ilk üç ayında pek nefes alma alanı bulamaz.
Döngü, 28 yıllık bir çevrimle geri gelir ve güncel sıra 2009’da başlamıştır. Altı yıl sonra, 2015 aynı üç tarihi tekrarlamıştır. 2036 yılına kadar uzanan bu süreçte üçüncü kez görünen bir görünüm 2026’da gerçekleşecektir.
Bu yılları ayıran dengesiz bir ritim vardır. 2026’dan sonra, 2037’ye kadar uzanan 11 yıllık bir bekleme gelir. 2015’ten 2026’ya kadar olan boşluk 11 yılda buna eşittir, böylece aralıklar altı, on bir ve on bir olarak okunur. Üç aralığın toplamı 28’i oluşturur, bu da 2037’nin 2009’un tam bir çevriminden sonra geldiğini açıklar. Her çevrimdeki üç Perşembe başlangıçlı yıldan ikisi, ilk yedi yılının içine düşer.
2043’te yeni bir sıra açılır, 2037’den altı yıl sonra ve saat sıfırlanır. Oradan ileriye aynı aralıkları taşımak 2054, 2065, 2071, 2082, 2093 ve 2099’a işaret eder. Bu altıyı 2009, 2015, 2026, 2037 ve 2043’e eklemek yüzyılın sayısını 11’e getirir, bu da açıklayıcının sunduğu sayıyla eşleşir. 100 yıla yayılan 11 geçerli yıl, ortalamada her dokuz yılda birine denk gelir.
Her sonraki giriş, 28 yıl öncesini yansıtır. 2054 yılı 2026’yı, 2065 yılı 2037’yi ve 2071 yılı 2043’ü yansıtır. Her döngüde, 11 yıllık ritmi bozan tek bir altı yıllık sıçrama vardır. Koşu, yüzyılın ikinci son yılında olan 2099 ile biter.
Bu Perşembe başlangıçlı yıllar arasında yüzyıl içinde 11 yıldan uzun süren bir durak yoktur. Bunlardan birinde doğan bir çocuk, 12 yaşına girmeden önce Şubat, Mart ve Kasım’ın aynı tarihi paylaştığını görecektir.
Pazar başlangıçlı artık yıllar üçü üretir
İllüstrasyon: Quartz
Pazar, 1 Ocak’ta başlayan bir artık yıl, takvimine üç Cuma 13’ünü sарar, biri Ocak, Nisan ve Temmuz’da. Bu ayların hiçbiri, Perşembe’de başlayan sıradan yılların ürettiği Şubat, Mart ve Kasım üçlüsüyle örtüşmez. İki tür üç-Cuma yılı hiçbir ayı ortak paylaşmaz. Tarihe bakanyan herkes, her düzeni kendi koşullarında öğrenmek zorundadır.
Üçlü yılın eşit aralıkları, her Cuma 13’ün bir öncekinden üç ay sonra gelmesini sağlar. İlk kez yılın ilk ayında karşımıza çıkar. İnançlı insanlar yeni bir takvim asar asmaz, birkaç hafta içinde bu tarihle karşılaşır. Temmuz’dan sonra August’tan Aralık’a kadar tek bir Cuma 13 bile geçmeden geçer. Yılın son dönemi sıradan Cumalara aittir.
1900’lerde bu artık yıl düzeni üç kez kaydedildi: 1928, 1956 ve 1984. Bu yılların her biri bir öncekinden 28 yıl sonra geldi; açıklayıcı bu aralığı döngünün bu versiyonuyla ilişkilendirir. Boşluklar ne kısaldı ne de uzadı; bu da okuyucunun son yıla 28 ekleyerek bir sonraki örneği öngörebilmesini sağlar.
Bu türden dört yıl 21. yüzyıla düşer: 2012, 2040, 2068 ve 2096. İlki, 1984’ten 28 yıl sonra gelen 2012, aralığı yüzyıl sınırını kesintisiz geçti. 2012’den 2096’ya kadar bu seri 84 yıl, yani üç tam tekrarı kapsar.
Mevcut yüzyıl, bir öncekinden bir fazla üçlü Cuma artık yılına sahip. 2012’yi kaçıran biri 2040’a kadar beklemek zorunda; yüzyılın sonuncusu ise 2096’da gelecek. 1928’den 2096’ya kadar olan 168 yılda artık yıl üçlüsü tümüyle yedi kez ortaya çıkıyor. Bu kadar uzun boşluklar, sıradan bir ömrün bu takvim tuhaflığını en fazla birkaç kez yakalayabileceği anlamına gelir; bu da her ortaya çıkışı sıradan bir tehlike yerine bir nadirliğe dönüştürür.
Hitchcock ve 13 sayısı
İllüstrasyon: Quartz
Alfred Hitchcock 13 Ağustos 1899’da dünyaya geldi; bu doğum tarihi yönetmeni ilk günden 13 sayısıyla bağladı. 100. yaş günü 13 Ağustos 1999 Cuma’ya denk geldi. Doğduğu günün yüzyıllığı, inançların öne çıkardığı tam gün-numara eşleşmesini yansıttı.
13 sayısı yönetmenlik kariyeri başladığında yeniden ortaya çıktı. Hitchcock’un 1922’de kameranın arkasında yaptığı ilk yapım “Number 13” (13 Numara) başlığını taşıyordu. Yapım para sıkıntısı yaşayıp durdu ve film asla tamamlanamadı. İlk yönetmenlik denemesi, doğum gününü işaret eden aynı numaranın altında çöktü.
Yine birkaç kamu figürü, Cuma 13’üne doğrudan sahip olma iddiasında bulunabilir. Mary-Kate ve Ashley Olsen, Samuel Beckett ve Fidel Castro’nun hepsi bu güne doğmuşlardır. Hitchcock’un en bilinen bağlantıları bir yüzyıllık ve bir film adı üzerinden ilerler. Bu dördü, doğdukları günden itibaren Cuma 13’ünün tüm çiftliğini taşır.
Rastlantılar, buradaki her adı tarihe bağlar. Hitchcock’un kilometre taşları ve dört doğum günü, takvimin hangi güne denk geldiğini kaydeder ve hiçbirinde tarihin zararı gösterdiği görülmez. Kayıt, yarım kalmış filmi para sorunlarına bağlar ve film adı bu açıklamaya hiçbir katkıda bulunmaz.
Şanssız günler ülkeye göre değişir
İllüstrasyon: Quartz
İtalyanlar, Cuma kaygılarını ayın 17’sine saklar ve 13’ü şanslı bir sayı olarak görür. Başka yerlerde insanları huzursuz kılan hafta içi günü yerinde kalır, ancak korkuyu tetikleyen tarih dört gün sonraya kayar. İtalya’da Cuma 13’ünü gösteren bir takvim sayfası özel bir uyarı taşımaz ve sayının kendisi iyi bir işareti çağrıştırır. İtalyan versiyonu, yaygın şablonu izler. Bir içi seçip bir sayıya uğursuzluk yükler ve ayın diğer tarihlerini olduğu gibi bırakır.
Çok sayıda İspanyolca konuşulan ülke ve Yunanistan, 13’ü uğuz sayı olarak korur ve uğursuzluğu Salı’ya bağlar. Bu ülkelerdeki insanlar, Salı 13’ü kötü sonuçları davet eden tarih olarak görür. Dünyanın diğer bölgelerindeki inanışın merkezinde yer alan Cuma, orada denklemden düşer. Bu ülkelerdeki uğuz gün, haftanın başında geldiği için, Cuma 13’ünü takmayan bir Yunanlı veya İspanyolca konuşulan bir ülkedeki bir kişi, bunun yerine Salı 13’üne hazırlanabilir.
Her varyasyon, tanınmış formülün bir yarısını korur ve diğerini değiştirir. İtalya, Cuma’yı korur ve sayıyı değiştirir. Yunanistan ve İspanyolca konuşulan ülkeler, 13’ü korur ve hafta içini değiştirir. Takvime yerleşmiş bir tehlike her yerde aynı görünürdü. Bu varyasyonların ayrışması, hangi günün şüphe kazanacağını yerel adetlerin belirlediğini ima eder.
Standart Cuma 13’ü kendi muhaliflerini çeker ve bazı insanlar bu tarihi şanslı bir gün sayar. İtalya’dan Yunanistan’a yol alan bir gezgin, riskli tarihin Cuma 17’den Salı 13’e değiştiğini görür ve Cuma 13’ü iki durak için de tehlikeli görmez. Bu geleneklerin hiçbiri talihsiz bir gün fikrinden vazgeçmez. Bu kültürlerin her biri, dikkatle yaklaşılacak bir tarih korur ve bu da herhangi bir belirli haftanın günü ile sayının eşleşmesinden daha derinlere inen, bir günü tehlikeli olarak işaretleme alışkanlığına işaret eder.
Araştırmalar kötü şans için az kanıt buluyor
İllüstrasyon: Quartz
Kaza, hastane ziyaretleri ve doğal afetlere dair çalışmalar, Cuma 13’ünün bunlardan herhangi birinin ne sıklıkla gerçekleştiğini değiştirdiğine dair az ya da hiç işaret bulmuyor. Açıklama, bu karara varan çok sayıda soruşturmayı öne sürüyor ve talihsiz bir güne dair desteğin zayıf olduğunu sonuçlandırıyor.
Bu üç ölçü, birbirinden zarar türlerini kapsar. Kazalar ve hastane ziyaretleri insan tercihlerine ve beden yaralanmalarına dayanır. Doğal afetler ise herhangi birinin kontrolünün dışında gelişir. Bu üçünün üzerinde de bu kadar silik bir iz taşıyan bir tarih, supposed tehlikenin dikkatsiz insanlardan ya da insan gücünün dışında kuvvetlerden gelmesi fark etmeksizin, efsun için saklanacak az yer bırakır.
Açıklamanın sözcük seçimi düz bir sıfıra varmaz. “Az ya da hiç” bazı bir etki için ince bir alan bırakır ve metin yalnızca günün aslında talihsiz olmayabileceğini iddia eder. Lanete karşı kurduğu dava, çok sayıda sınavda sinyalin ne kadar zayıf göründüğüne dayanır. Tarihte asla hiçbir şeyin yanlış gitmeyeceğine dair bir vaatde bulunmaz.
Korku ve olgular zıt yönlerde çeker. İnsanlar tarihe karşı kendini hazırlar, ancak zarar sayıları o geldiğinde normale yakın kalmaya devam eder. Bu kayda göre korku beklentide yaşar ve takvim kendi başına ölçülebilir açıdan çok az etki yapar.
Bu slayt, 300 kelime alt sınırına ulaşamıyor. Kaynak, bu öğe için yalnızca iki iddiayı destekliyor: Günün uğursuz olduğuna dair çok az kanıt var ve adlandırılmayan çok sayıda çalışma, kazalar, hastane başvuruları veya doğal afetler üzerinde neredeyse hiç ya da hiç etkisi olmadığını buluyor. Hiçbir çalışmaya atıf yapmıyor, hiçbir sayı vermiyor ve hiçbir ülke ya da dönem sunmuyor; bu nedenle slayt, abartma ya da uydurma olmadan daha da büyütülemiyor.
Film serisinin bir hayran kitlesi var
İllüstrasyon: Quartz
Eleştirmenler, Friday the 13th filmlerini tüm dizi boyunca olumsuz değerlendirdi; ancak filmler önemli ölçüde bir hayran kitlesi oluşturdu. Uğrusuz tarih, kendisine ilham kaynağı oldu ve takvim inanışına kendi ekran hikâyesini verdi.
Her bölüm olumsuz eleştiriler aldı, seyirciler ise geri geri geldi. İzleyici sadakati, kötü eleştirilerin her turundan daha uzun yaşadı. Eleştirmenlerle halk arasındaki bu ayrım, korku filmlerinin uğrusuz bir tarihe çevrilmesinin, baskıdaki alayın kalabalığı pek azalttığını gösteriyor.
Jason Voorhees, merkezdeki karakter, popüler kültürün en tanınmış görsellerinden birine ait bir maske takıyor. Bu ölçüde bir tanınırlık, maskenin hayran kitlesinin dışına ulaştığını ima ediyor. Basının görmezden geldiği filmlerden bir gizlenme, takvimin en çok korkulan gününe bir yüz verdi.
Azınlık: Bu slayt, 300 kelime alt sınırına karşı yaklaşık 130 kelime sürüyor. Kaynak, film dizisi hakkında iki gerçek veriyor: Sürekli olumlu olmayan eleştirmen değerlendirmeleriyle birlikte önemli ölçüde bir hayran kitlesi ve Jason Voorhees maskesi popüler kültürün en tanınmış görsellerinden biri olarak. Hiçbir başlık, çıkış tarihi, bölüm sayısı, hasilat ya da seyirci sayısı vermiyor ve onaylanmış tamamlayıcı kanıt sağlanmadı. Daha fazla genişletme, abartma ya da uydurma gerektirir.
Finlandiya Ulusal Kazalar Günü
İllüstrasyon: Quartz
Finlandiya, 1995’ten beri her yıl bir Friday the 13th’ü Ulusal Kazalar Günü olarak belirledi. Ülke, şanssızlığıyla ünlü bir günü aldı ve ona bir iş verdi.
Bu kutlama Finleri yollarda, evde ve iş yerinde güvenliği düşünmeye çağırıyor. Üç ayrı alan, kapıdan çıkıştan iş başındaki saatlere ve eve dönüş akşamına kadar sıradan bir iş günü ritmini takip ediyor. Birlikte günlük hayatın geniş bir bölümünü kapsıyorlar.
Finlandiya’nın yaklaşımı batıl inançı tersine çeviriyor. Halk inancı bu tarihi bir şeylerin yolundan çıkacağı, insanların buna karşı kendilerini hazırlaması gereken bir an olarak görüyor. Ulusal kutlama, zarara odaklanıp insanların bunu önlemeye katkıda bulunmasını sağlıyor. Korku etrafında örgütlenen bir gün, önlem etrafında örgütlenen bir güne dönüşüyor.
Yıllık bu ilan, hatırlatmaya yerleşik bir dönme tarihi veriyor. Finler güvenlik mesajını her yıl, kültürün tepki vermeden fark ettiği bir güne bağlı olarak yeniden karşılıyor.
Finlandiya, korkulan tarihin kazandığı dikkati alıp onu tedbir harcamasına dönüştürüyor.
Apophis geçişi
İllüstrasyon: Quartz
99942 Apophis adlı bir asteroit, 13 Nisan 2029 Cuma günü Dünya’yı herhangi bir olay olmadan geçecek ve bir uzay kayasını takvimin en çok korkulan tarihiyle aynı kareye getirecek.
Uzmanlar, Apophis’i 2004’te keşfett ve ilk hesaplamalar ona Dünya’ya çarpma konusunda küçük bir şans verdi. 13 Nisan Cuma günü gerçekleşebilecek bir çarpışma, batıl inancı nadir bir varlıkla donattı: tarihe bağlı fiziksel bir tehdit. Gün korkusunun çoğu hikayelere ve gevşek bağlantılara dayanıyor. Hesaplanabilir bir çarpışma şansı olan bir uzay cismi, insanların izleyebileceği, ölçebileceği ve sınayabileceği bir şey sundu.
Bilim insanları, keşiften sonraki yıllarda bu değerlendirmeyi gözden geçirdi. Bulguları, Apophis’in Dünya’ya veya Ay’a çarpması konusundaki tüm riskleri ortadan kaldırıyor. Erken dönemdeki endişe, net bir cevaba yer verdi ve geçiş, her iki cisim için de bir kayıp olmayan planlı bir olay olarak geride kaldı. Herkesin ölçebileceği tek 13 Nisan Cuma tehlikesi, olay olmayan bir duruma dönüştü.
Her Cuma 13’ünü yöneten haftanın günü kuralı bunu da yönetiyor. 13 Nisan 2029 yalnızca o yılın 1 Nisan’ının Pazar güne denk gelmesi sayesinde Cuma günü olabilir. Pazar günüyle başlayan her ay aynı hizalanmayı üretir ve Apophis de tam olarak bunlardan birine denk gelir. Asteroidin yörüngesi hafta gününü asla seçmedi. Bu örtüşme, yörünge zamanlamasının takvim hesabıyla buluşmasından kaynaklanıyor; ikisi de bir kem gözü taşımiyor.
2004’teki keşifle 2029’daki yakın geçiş arasında yirmi beş yıl var ve bilim insanları bu süreyi, erken dönemdeki ham tahmini yerini kesin bir sonuca bırakması için kullandı. Bu süreç, kanıtın tarihi bütün olarak ele alış biçimini yansıtıyor. Korkutucu bir olasılık incelemeye çekildi, bu inceleme daha keskin bir tablo ortaya çıkardı ve tehdit eridi. Apophis bir zamanlar bu inanışı gerçek bir tehlikeyle ilişkilendirmişti. 13 Nisan’da ayakta kalacak yalnızca inanç kalacak ve asteroit, sonucu önceden belli bir Cuma 13’ünü getirecek.
Daha akıllı bir dünya için küresel iş dünyası haberleri
Konular
- İş Dünyası Haberleri
- Para & Piyasalar
- Teknoloji & Yenilik
- Yapay Zeka Jenerasyonu
- Yaşam Tarzı
- Liderlik
Ürünler
- Günlük Derleme
- Üyelik Avantajları
- Quartz Pro
Yasal
- Site Haritası
- Hakkında
- Erişilebilirlik
- Gizlilik
- Reklam
© 2026 Quartz Media, Inc. Tüm hakları saklıdır.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔



Yanıt yok